Victoria Terletska: Güç ve Kalistenik Üzerine
Ukraynalı kalistenik ve streetlifting sporcusu, çevrim içi antrenör ve içerik üreticisi Victoria Terletska; disiplin, kadınlık, sakatlıklar, sosyal medya ve fiziksel gücü sanatsal ifadeye dönüştürmek üzerine MedyaPress’e konuştu.
Güç çoğu zaman rakamlarla ölçülür: kaldırılan ağırlık, tamamlanan tekrar sayısı veya kırılan rekorlar… Ancak Victoria Terletska için güç, çok daha kapsamlı bir anlam taşıyor. Güç; disiplin, sabır, öz saygı ve ilerleme görünmez olduğunda bile çalışmayı sürdürme iradesiyle inşa ediliyor.
On dört yaşında spor salonuna adım atan ve birkaç yıl sonra kalisteniği keşfeden Terletska, sportif performans, antrenörlük ve içerik üretimi etrafında bir yaşam kurdu. Son dönemde ise barfiks barı üzerinde güç, ritim ve koreografiyi bir araya getirerek sporunun farklı bir boyutunu keşfetmeye başladı.
Victoria Terletska bu MedyaPress söyleşisinde; kalistenik ve streetlifting yolculuğunu, kaslı kadınlara yönelik kalıp yargıları, sosyal medya başarısının ardındaki gerçekleri ve gerçek ilerlemenin mümkün olduğuna dair inancını anlatıyor.
Editörün notu: Bu söyleşide belirtilen sportif unvanlar, kişisel rekorlar ve mesleki yeterlilikler, söyleşi konuğunun beyan ettiği şekliyle aktarılmıştır.
Benim adım Victoria Terletska. Ukraynalı bir kalistenik ve streetlifting sporcusu, çevrim içi antrenör ve içerik üreticisiyim.
Hayatımın yarısından fazlasını spora adadım. Ergenlik yıllarımda daha güçlü olma kararıyla başlayan bu yolculuk, zamanla mesleğime, yaşam tarzıma ve bugün olduğum kişinin temelini oluşturan bir unsura dönüştü.
İnsanlar çoğu zaman bir sporcunun görünen tarafını görür: madalyaları, rekorları, videoları ve performansları… Ancak bunların ardındaki binlerce sıradan günü nadiren görürler. Kendinizi motive hissetmediğiniz hâlde çalışmaya gitmeyi, aynı hareketi doğal bir alışkanlığa dönüşene kadar tekrar etmeyi, başarısızlıklardan ders çıkarmayı ve anında karşılık vermeyen bir sürece güvenmeyi görmezler.
Sporun bana öğrettiği şey tam olarak budur.
Benim için güç hiçbir zaman yalnızca daha fazla ağırlık kaldırmak anlamına gelmedi. Güç; disiplin, öz saygı, dayanıklılık ve ilerleme görünmez olduğunda bile yolunuza devam edebilme becerisidir.
Ürettiğim her şey; ister antrenörlük, ister eğitici içerik, ister sanatsal bir proje olsun, tek bir düşünce üzerine kuruludur: İnsanların kestirme yollar aramayı bırakıp istikrarlı çalışmaya inanmaya başladıklarında gerçekte neler yapabileceklerini keşfetmelerine yardımcı olmak.
Ukrayna her zaman hikâyemin başladığı yer olacak.
Orada büyümek, üst düzey sporun gerçekte ne anlama geldiğini henüz kavramadan çok önce zihniyetimi şekillendirdi. Bana dayanıklılığı, kararlılığı ve koşullar ideal olmaktan çok uzak olduğunda bile devam etme alışkanlığını öğretti.
Bu özellikler, spor kariyerimin en güçlü temelini oluşturdu.
Amerika Birleşik Devletleri ise farklı bir şeyi temsil ediyor.
Sporcuların sürekli olarak fikir alışverişinde bulunduğu, birbirlerine ilham verdiği ve mümkün olanın sınırlarını zorladığı küresel bir fitness kültürünü temsil ediyor.
Sosyal medya aracılığıyla dünyanın dört bir yanından, özellikle de Amerika Birleşik Devletleri’nden binlerce insanla bağlantı kurdum. Bu deneyim bana tutkunun dünyanın her yerinde aynı dili konuştuğunu hatırlattı.
Farklı ülkelerde büyümüş, farklı diller konuşuyor ve farklı geçmişlerden geliyor olabilirsiniz. Ancak disiplin, saygı ve sıkı çalışma, her sporcunun anlayabileceği ortak değerlerdir.
İlk kez on dört yaşındayken bir spor salonuna girdim.
O dönemde unvanları veya başarıları düşünmüyordum. Birçok genç gibi ben de yalnızca daha güçlü olmak ve kendime daha fazla güvenmek istiyordum.
Yıllar sonra, yirmi yaşındayken kalisteniği keşfettim ve bu, antrenmana bakışımı tamamen değiştirdi.
Güç, denge, hareket kabiliyeti ve koordinasyon birlikte çalıştığında insan bedeninin ne kadar inanılmaz olabileceğini ilk kez fark ettim.
Kısa bir süre sonra streetlifting ile tanıştım.
Streetlifting bana sevdiğim her şeyin kusursuz birleşimini sundu: Kalisteniğin teknik hassasiyeti ile maksimum güç mücadelesi.
O andan itibaren kendi sporumu bulduğumu biliyordum.
Yıllardır antrenman yapıyor olmama rağmen bugün bile bu duygu kaybolmadı. Her zaman ulaşılacak yeni bir seviye, öğrenilecek yeni bir beceri ve dünden daha iyi olmak için yeni bir fırsat vardır.
Barfiksin tekrar kategorisinde Uluslararası Spor Ustası ve streetlifting branşında Spor Ustası unvanlarına sahibim.
Bu unvanlar, bana sağladıkları tanınmışlıktan dolayı değil, temsil ettikleri her şey nedeniyle en fazla gurur duyduğum başarılarım arasında yer alıyor.
Her unvan, müsabakanın gerçekleşmesinden çok önce kazanılır.
Kimsenin sizi izlemediği sabahın erken saatlerinde, hiçbir şey ilerlemiyormuş gibi görünen antrenmanlarda ve sakatlıkların, yorgunluğun veya kişinin kendisinden şüphe etmesinin bırakmayı daha kolay bir seçenek gibi gösterdiği anlarda kazanılır.
Sporda başarı nadiren tek bir kusursuz performanstan ibarettir.
Başarı, uzun yıllar boyunca istikrarlı biçimde alınmış yüzlerce küçük kararın sonucudur.
Bu nedenle bu unvanlar bana her zaman, yetenek işlemeyi bıraktığında ısrarın yetenekten daha güçlü olduğunu hatırlatacak.

Unvanlar ve kişisel rekorlar, her sporcunun kariyerindeki önemli dönüm noktalarıdır.
Ancak benim için en anlamlı olan başarıyı seçmem gerekseydi bu bir madalya olmazdı. İnsanlarla kurduğum güven ilişkisi olurdu.
Her gün, içeriklerimi gördükten sonra antrenman yapmaya başladığını söyleyen insanlardan mesajlar alıyorum.
Bazıları sağlıklarını değiştirdi. Bazıları kendilerine güven kazandı. Bazıları ise yalnızca hayatlarını değiştiren bir spor dalını keşfetti.
Kendi yolculuğumun başka bir insanı kendi yolculuğuna başlamaya teşvik ettiğini bilmek, hiçbir zaman hafife almadığım bir sorumluluktur.
Benim için bu etki, bir podyumda durmak kadar anlamlıdır.
Güncel kişisel rekorlarım şöyle:
- 60 kilogram ağırlıklı dip
- 40 kilogram ağırlıklı barfiks
- 145 kilogram deadlift
Elbette bu rakamlarla gurur duyuyorum. Her biri yıllar süren disiplinli çalışmayı ve binlerce tekrarı temsil ediyor.
Bununla birlikte bir sporcunun yalnızca rakamlarla tanımlanması gerektiğine hiçbir zaman inanmadım.

Rekorlar geçicidir.
Teknik kalıcıdır.
Disiplin kalıcıdır.
Karakter kalıcıdır.
Bunlar, bir kişisel rekor kırıldıktan çok sonra bile gelişmeye devam eden özelliklerdir.
Yıllar içinde antrenmana ilişkin felsefem değişti.
Daha gençken daha fazla çalışmanın her zaman daha iyi sonuçlar elde etmek anlamına geldiğine inanıyordum. Bugün ise akıllı antrenman yapmanın yalnızca daha fazla antrenman yapmaktan çok daha önemli olduğunu anlıyorum.
Her antrenmanın bir amacı vardır. Bazı günler maksimum güce ayrılırken bazı günlerde teknik, hareket kabiliyeti veya hareket kalitesi üzerinde çalışılır.
Toparlanmayı hiçbir zaman isteğe bağlı bir şey olarak görmem. Toparlanma, ilerlemenin vazgeçilmez bir parçasıdır.
Bir sporcu antrenman sırasında güçlenmez. Gelişim toparlanma sırasında gerçekleşir. Bu sürece saygı göstermek, zaman içinde istikrarlı biçimde gelişmenizi sağlar.
Hiç tereddüt etmeden söyleyebilirim: Sabır.
İnsanlar çoğu zaman ortaya çıkan sonucu takdir eder ancak bu sonucu inşa etmenin ne kadar uzun sürdüğünü çok az kişi anlayabilir.
Güç aceleye getirilemez.
Özgüven aceleye getirilemez.
Ustalık aceleye getirilemez.
İlerlemenin görünmez olduğu, aylar süren çalışmanın yalnızca çok küçük gelişmeler sağladığı dönemler yaşadım. Bu dönemler bana herhangi bir kişisel rekordan çok daha değerli bir şey öğretti.
Bana hemen bir karşılık olmadığında bile sürece güvenmeyi öğrettiler.
Bu ders sporun çok ötesine uzanıyor. Hayattaki anlamlı her hedef için geçerlidir.
Sakatlıklar düşünme biçiminizi değiştirir.
Bedeninizin savaşmanız gereken bir şey olmadığını, anlamanız gereken bir şey olduğunu size hatırlatır.
Elbette her sporcu mümkün olduğunca uzun süre en yüksek seviyesinde performans göstermek ister. Ancak bir noktada bedeninizi dinlemenin zayıflık olmadığını fark edersiniz. Bu, olgunluğun bir göstergesidir.
Şu anda odağımda yarışmalar yok.

Bunun yerine enerjimi yeni ve yaratıcı bir alana yönlendirmeyi seçtim: Barfiks barı üzerinde koreografili performanslar geliştirmek.
Bu benim için atletik yönümü ifade etmenin tamamen farklı bir yolu.
Gücü; hareket, kontrol, ritim ve yaratıcılıkla birleştiriyor.
Sporun aynı anda hem güçlü hem de sanatsal olabileceğine inanıyorum. Bunu daha da ileriye taşımak istiyorum.
Evet, ancak bu tutumların beni tanımlamasına hiçbir zaman izin vermedim.
Gücün bir kadını bir şekilde daha az kadınsı yaptığına inanan insanlar hâlâ var.
Bu düşünceye hiçbir zaman katılmadım.
Benim için kadınlık hiçbir zaman fiziksel olarak kırılgan görünmek anlamına gelmedi.
Kadınlık özgüvendir.
Öz saygıdır.
Kimseden izin istemeden kendi yolunuzu seçme özgürlüğüne sahip olmaktır.
Güç benden hiçbir şey eksiltmedi.
Aksine bana daha fazlasını verdi: Daha fazla özgüven, daha iyi bir sağlık, daha güçlü bir disiplin ve kendime dair daha derin bir anlayış.
İnsanların dürüstlükle bağ kurduğuna inanıyorum.
Sosyal medya çoğu zaman kusursuzluğu teşvik ediyor. Ancak kusursuzluk gerçek değildir.
İnsanların yalnızca en iyi anlarımı görmesini istemiyorum.
Her başarının beraberinde aksilikler, hatalar, sakatlıklar ve motivasyonun hiç olmadığı günler getirdiğini anlamalarını istiyorum.
İstikrar, motivasyondan çok daha güçlüdür.
İnsanların yolculuğumu takip etmeyi sürdürmelerinin nedeni belki de budur. Kusursuz görünmesi değil, gerçek olması.
Spor her zaman önce gelir.
Yalnızca daha iyi içerik üretebilmek için antrenmanımı hiçbir zaman değiştirmem. Bunun yerine gerçek hayatımın içeriğe dönüşmesine izin veririm.
Son zamanlarda sportif performans ile yaratıcılığı birleştirmek özellikle ilgimi çekiyor.
Barfiks barı üzerinde koreografi oluşturmak, hareketi tamamen farklı bir biçimde ifade etmemi sağlıyor.
Bu bana gücün her zaman saldırgan görünmek zorunda olmadığını hatırlatıyor.
Bazen zarif görünebilir.
Bazen bir hikâye anlatabilir.
Güç ile sanat arasındaki bu dengeyi geliştirmeye devam etmek istiyorum.
Muhtemelen her şeyin çok hızlı gerçekleştiğini düşünmeleri.
İnsanlar internette zor bir hareket görüyor ve bunun birkaç hafta içinde öğrenildiğini varsayıyor.
Gerçekte ise bu çoğu zaman yıllar sürüyor.
Aynı durum güç kazanmak için de geçerlidir.
Kestirme yol yoktur.
Gizli yöntemler yoktur.
Bir gecede gelen başarı yoktur.
Yalnızca sabır, istikrar ve binlerce tekrar vardır.
Bu, insanların duymayı umduğu cevap olmayabilir ancak gerçek budur.
Her insan yolculuğuna farklı bir noktadan başlar.
Bu nedenle herkes için tek bir programa hiçbir zaman inanmadım.
Bireysel yaklaşım, antrenörlüğümün her zaman temelini oluşturdu.
Ben yalnızca antrenman programları yazmıyorum.
Her insanın hedeflerini, yeteneklerini, yaşam tarzını ve sınırlılıklarını anlamaya çalışıyorum.
En iyi program mutlaka en zor program değildir.
En iyi program, bir insanın sağlığını koruyarak ve süreçten keyif alarak istikrarlı biçimde uygulayabileceği programdır.
Güven.
İnsanların size duyduğu güvenden daha değerli hiçbir şey yoktur.
Bu nedenle yalnızca ürünlerine gerçekten inandığım markalarla iş birliği yapıyorum.
Yakın bir arkadaşıma tavsiye etmeyeceğim bir şeyi takipçilerime de tavsiye etmem.
Uzun vadeli güvenilirlik benim için her zaman kısa vadeli fırsatlardan daha önemli olacaktır.
Artık başarıyı yalnızca yarışmalar üzerinden değerlendirmiyorum.
Bugün özgün bir şey üretmek de beni aynı ölçüde heyecanlandırıyor.
Kalistenikteki sanatsal yönümü geliştirmeyi, hareket aracılığıyla insanlara ilham vermeyi ve gücün birçok farklı biçimde ifade edilebileceğini göstermeyi sürdürmek istiyorum.
Aynı zamanda bir antrenör olarak gelişmeye devam etmeyi ve daha fazla insanın kendi potansiyelini keşfetmesine yardımcı olmayı umuyorum. Başka biri olmaya çalışarak değil, kendilerinin en güçlü hâline dönüşerek…
Hayatınızı insanlara yanıldıklarını kanıtlamak üzerine kurmayın.
Kendinize haklı olduğunuzu kanıtlamak üzerine kurun.
Gerçekten önemli olan tek rekabet, bugün olduğunuz kişi ile yarın olmayı seçtiğiniz kişi arasındaki rekabettir.
Başarı tek bir olağanüstü anda gelmez.
Kimsenin alkışlamadığı sıradan günlerde, sessizce inşa edilir.
Kimsenin görmediği antrenmanlarda…
Her şeye rağmen kalkıp devam ettiğiniz sabahlarda…
Vazgeçmemeye karar verdiğiniz anlarda…
Şampiyonlar gerçekte işte orada yetişir.
Sporun bana öğrettiği tek bir şey varsa o da şudur:
Sınırlarınız nadiren bedeninizdedir. Çoğu zaman yalnızca zihninizde bulunurlar.

