Kübra Şenyaylar: Esas Başarı Yolda Olmak ve Doğru Olmak
Koro İstanbul’un şefi Kübra Şenyaylar, MedyaPress’e verdiği söyleşide viral performansların arkasındaki emeği, çoksesli müziğin birleştirici gücünü ve sahnede kurulan görünmez bağı anlattı.
Seyirciyle aramızda duran görünmez bariyeri iletişimle kaldırmamız sanıyorum.
Eserleri anlatıyoruz, kompozisyon örgüsüne dahil ediyoruz. Üzerine şarkı da söyletiyoruz. Bu gelen seyircinin bizim bir parçamız gibi hissetmesine vesile oluyor.
Önce öğretmen tabii. Yaşam amacımı yıllar önce “insanlara, dünyaya hizmet etmek” olarak tanımladığımdan beri müziği bir kanal olarak kullanıyorum. Şarkıcılarımın %95 i mesleği müzisyenlik olmayan amatörlerden oluşuyor. Bu nasıl nefes alınacağından, nasıl selam verileceğine, sahneden prova kültürüne her şeyi öğretmem demek. Sadece müzik değil… şeflik işin en iyi ihtimalle %15 bugünkü şartlarda.
Sabır ustasını sevdim 🙂 Söylediğiniz her şey ve daha fazlası muhakkak vardır.
Hepsinin görmeli. Sadece bana değil, kendine, takıma da. Herkesin birbirine bağlı olduğu birbirinin devamı olduğu bir alan koro. Bence dünya da böyle…

Sınav ve sorumluluk. Daha doğru daha da faydalı ne yapabilirim, benden sonraki nesile nasıl bir düzenek bırakabilirim, bu bilinirliğin illüzyonuna kapılmadan nasıl çok daha verimli çalışabilirim. Sadece benim değil sahnede olmayı yeni deneyimlemiş koristin de bu illüzyona kapılmamasını da sağlamam gerekiyor. Çok hızlı bir başarıya ulaşıyor orada bir amatör olarak. Sadece benim için değil herkes için bir sınava dönüşüyor.
Ellerim, mimiklerim… yüzümün görülmesinden çok hoşlanmıyorum aslında. Orada bir dünya yarattığım için çok büyük bir duygu yoğunluğu var o ifadeyi sadece koroyla paylaşmak istiyordum. Çok mahrem bence. Maalesef öyle bi konfor alanım kalmadı dijital dünya ile. Seyirci yüz ifademle daha fazla bağ kurduğunu ve iyi hissettiğini söylüyor. Muhakkak. Ama asıl sihir yüzümü göstermeden de öyle hissettirebildiğimde olacak bence 🙂
Ben 18 yaşımdaydım ilk koromu kurduğumda. Mesleklerin önüne erkek ifadesi getirmiyorsak kadın ifadesini de getirmeye gerek duymamalıyız. Şu an dünyada işini iyi yapmak ve başarılı olmak çok alkışlanan bir şey değil. Hele bir de mutluysanız vay halinize. Kadın olmak koro şefi olmak gibi başlıkların yanında çoksesli koro kültürü tüm toplumda olmayan bir ülkede niş bi iş yapmanın da elbette yokuşlu yolları var. Ancak mesleğime duyduğum tutku, hizmet etme aşkı, yokuşlar bazen çok zorlasa da genel galip geliyor. O yüzden buradan tutkuyla mesleğini sürdürmeye niyeti olan herkese, yürümeye devam diyebilirim naçizane.

Çok… sadece koroları değil iki büyük koro festivalinin de genel sanat direktörünü yapıyorum. Bu kız mı bizi yönetecek bakışları favorimiz. Maalesef önce bi kendimi ispat etmem gerekiyor onları teslim almam için. Öğrenci öğretmen yani koro şef ilişkimde sorun yaşamıyorum. Zaten bir sınavla girdikleri için o hiyerarşi elbette bi bilgiyle geliyor. Ancak sahneyi kuran kişiler, kiralayan kişiler, otobüs şoförleri, ışıkçı, sesçi… akla hayale gelmeyecek uzun bir liste var. Siz kendinizden emin durdukça çok sorgulayamıyorlar. İşinizi iyi yapmanız yeterli. Bazen rağmen evet…
Şüphesiz ki anlarlar.
Neden bu işi profesyonellerle yapmıyorsun? Bu hiç sorulmadı. İstedim ki, müziğe merakı olup altın bilezik güveni sebebiyle müziği seçememiş insanların eğitim alıp, sahneyi deneyimleyebilecekleri, sevgiyi barışı, uyumu birliği büyütebilecekleri bi alan olsun.
Kübra Şenyaylar iletişim gücü yüksek olsa da şahsi hayatında çok az insanla görüşen ve sessizliği çok seven biri. Her şey yolunda gitmişse biraz dinlenip bir sonraki hedefe yürüme planı yapar.
Bildiğin gibi yap. Tüm hayal ettiklerinin daha güzelleri olacak. İnsanlar sana durduğun yerin doğru olmadığında da kendinden şüphe etme. İnan, hayal et yap.
Kolay değil; çok çalışmak, kendinle ilişkini çok doğru kurmak var. Kendi içinde dengesi olmayanın dışarıda denge yaratması mümkün zaten değil. Şu anki dünya düzeneğinde denge kurmak da büyük maharet. İşinin göbeğinde bir sürü insan olan birinin bir kere çok kolay bi hayatı olması mümkün değil elbette.

İyi bir insan olmaktan ve iyi bir insan olarak kalabilme çabasından daha büyük maharet yok. Bence insanların alkışlamasına da başarının görünmesine de gerek yok. Esas başarı sadece bu. Yolda olmak ve doğru olmak.
Şöyle uluslararası bir festivalde ülkeyi temsil ederken ve Harbiye Açık Hava Tiyatrosu’nda görsek güzel olur mesela.
Hahaha yukarıda yanıtladım açık hava sevmeyiz aslında akustik sebebiyle ama iyi tonmaister bulacağız mecbur.
Dua ediyorum. Sessizleşiyorum önce derin nefesler sonra dua ediyorum.
Okulun kapısından kazanmış olarak girdiğim ilk an.
Evet, nasıl daha fazla hizmet edebilirim’in kararıydı. Zor da bi karardı. Diğer alternatifte nasıl bi hayatım olurdu hayal edemiyorum. Muhtemelen saçlarım bu kadar erken beyazlamazdı 😀
Hepsini yönetir. Dinleyen seyircinin ne hissedeceğini bile. En azından kurgular ve çalışır buna. Ses kası ses teli insan bedeninde. Ek bir enstrüman yok. Bedeninde ne hissedersen sesinin kimliğinde o var.
Yanlış enerji. Yanlış insan.

Yorgun olduğunu düşünmüyorum İstanbul’un. Bana hiç asi de gelmiyor. Çok kucaklayan, sevene sevgiyle sevmeyene de mesafeyle duruyor. Dünyanın en güzel şehri. Evet kalabalık ama bu onunla ilgili değil insanların seçimleriyle ilgili.
Kaç imparatorluğa şahit…
Bence sessiz biri. Kendinden çok emin biri çok kucaklamaya hazır biri. Hizmet etmiş ve etmeye her daim hazır biri. Görmediği şey yok. İnsanı inancına, görüşüne göre ayırmıyor belli ki.
İstanbul şef olurdu iki kıtayı birleştirmiş. Onun bi birleştirme gücü var. Şarkı söylemekte de aklı kalan bir şef olurdu.
Şaşırdım ama hiç telaşlanmadım. Bi noktada amacıma ulaşabileceğimi biliyordum ama bu öyle takvimli, zamanlı bi plan değildi. Olursa olur durumundaydı. Zamanı gelmiş oldu. Şimdi ne olacak sorum da olmadı. Daha çok konser vermeliyiz daha çok sevdirmeliyiz’e çok odaklandım.
İnsanlar bir olmaya hasret, birlikte eğlenmeye, sofralar kurmaya, neşeye, güvene, gerçek içten bir güler yüze.
