Otizm Haftasında Bir Beden Eğitimi Öğretmeni Anlatıyor
Röportaj yapan: Sümeyra ULUS
Konuk: Uzm. Gürkan Çetinkayalı
Otizm farkındalığının ön plana çıktığı bu özel haftada, özel gereksinimli bireylerin gelişiminde sporun rolü yeniden gündeme geliyor. MedyaPress olarak, otizmli çocuklara yönelik beden eğitimi dersleri veren Gürkan Çetinkayalı ile fiziksel aktivitenin motor becerilerden sosyal etkileşime uzanan etkilerini, sahadaki deneyimlerini ve karşılaşılan zorlukları ele aldık.
1- Otizmli çocuklarla çalışmaya sizi yönlendiren motivasyon neydi? Bu alana nasıl adım attınız?
Başlangıçta bu alana özel bir planla değil, mesleki süreç içinde karşılaştığım ihtiyaçlar ve deneyimlerle adım attım. Zamanla bazı çocukların iletişim kurmaya başlaması, sosyal etkileşimlerinin artması ve derse katılımlarındaki gelişim beni bu alanda daha derin çalışmaya teşvik etti.
Bu süreçte en çok etkileyen şey, ilk başta zorlanan ya da hiç katılmak istemeyen çocukların zamanla güven kazanarak derse aktif şekilde dahil olmalarıydı. Bu değişimi görmek, yaptığım işin gerçekten bir karşılığı olduğunu hissettirdi. Böylece sadece fiziksel gelişim değil, sosyal ve duygusal gelişime de katkı sağlayan hareket eğitimi alanında daha bilinçli ve istekli bir şekilde çalışmaya başladım. Kısacası bu alana yönelmem bir anda değil, deneyimledikçe oluşan bir farkındalık ve çocuklarla kurduğum bağ sayesinde gerçekleşti.
2-Beden eğitimi dersleri, otizmli bireylerin gelişiminde sizce nasıl bir rol oynuyor?
Hareket eğitimi, Otizm Spektrum Bozukluğu olan çocukların gelişiminde çok boyutlu bir rol oynamaktadır; yalnızca fiziksel becerileri geliştirmekle kalmaz, aynı zamanda bilişsel, sosyal ve duygusal alanlara da katkı sağlamaktadır. Düzenli ve yapılandırılmış hareket etkinlikleri, çocukların denge, koordinasyon, kas kontrolü ve motor planlama becerilerini güçlendirirken, beden farkındalığını artırarak çevreleriyle daha etkili etkileşim kurmalarına yardımcı olmaktadır. Bununla birlikte, hareket temelli çalışmalar sosyal etkileşimi teşvik eder; grup oyunları ve eşli aktiviteler aracılığıyla sıra alma, taklit etme ve ortak dikkat gibi sosyal beceriler de gelişmektedir. Ayrıca fiziksel aktivite, duyusal düzenleme üzerinde olumlu etkiler yaratarak aşırı ya da yetersiz duyusal tepkileri dengelemeye katkı sağlamakta ve bu da davranış problemlerinin azalmasına yardımcı olmaktadır. Sonuç olarak hareket eğitimi, otizmli çocukların günlük yaşam becerilerini destekleyen, bağımsızlıklarını artıran ve genel yaşam kalitelerini yükselten bir eğitim biçimidir.
3- Derslerde en çok hangi fiziksel aktivitelerden olumlu geri dönüş alıyorsunuz?
Otizmli çocukların hepsinin karakteristik ve motorik özellikleri birbirinden farklı olduğu için bu soruya net bir cevap vermek çok zor. Kimisi dikkat odaklanma çalışmalarını çok hızlı kavrarken kimisi reaksiyon çalışmalarını kavrıyor. Bir diğeri denge çalışmalarında çok iyiyken diğeri ortak dikkat çalışmalarında çok iyi olabiliyor. Bu yüzden bu soruya genel bir cevap vermek benim için çok zor. Hatta sadece benim için değil alandaki tüm meslektaşlarım için zordur diye düşünüyorum.
4- Otizmli çocuklarla spor yaparken karşılaştığınız en büyük zorluklar neler oluyor?
Otizm Spektrum Bozukluğu olan çocuklarla hareket eğitiminde karşılaşılan zorluklar çok katmanlıdır ve sürecin her aşamasını etkileyebilir. Öncelikle iletişim güçlükleri, verilen yönergelerin anlaşılmasını zorlaştırır; özellikle soyut ifadeler yerine somut ve görsel destekli anlatımlar gerekmektedir. Dikkat süresinin kısa olması ve kolay dağılması, etkinliklerin akıcılığını bozarken, çocuğun görevde kalma süresini sınırlamaktadır. Duyusal farklılıkları önemli bir diğer engeldir; bazı çocuklar yüksek sesten, temastan veya kalabalıktan aşırı derecede rahatsız olurken, bazıları ise yoğun hareket etme, zıplama ya da dönme gibi duyusal arayış davranışları sergileyebilmektedir. Bu durum hem güvenli bir ortam oluşturmayı hem de etkinlikleri bireye uygun şekilde düzenlemeyi zorunlu kılmaktadır. Motor planlama problemleri ve koordinasyon eksiklikleri, basit görünen hareketlerin bile öğrenilmesini zorlaştırabilir ve tekrar ihtiyacını artırmaktadır. Ayrıca rutinlere bağlılık ve değişime direnç, yeni hareketlerin veya farklı etkinliklerin kabulünü güçleştirmektedir. Sosyal etkileşimdeki sınırlılıklar ise grup çalışmalarında sıra alma, iş birliği yapma ve akranla iletişim kurma gibi becerilerin gelişimini yavaşlatmaktadır. Bunun yanında davranışsal tepkiler (öfke nöbetleri, kaçınma davranışları vb.) eğitim sürecini kesintiye uğratabilmektedir. Tüm bu zorluklar, hareket eğitiminin bireyselleştirilmiş, yapılandırılmış ve esnek bir yaklaşımla planlanmasını; eğitmenin sabırlı, gözlemci ve çok yönlü stratejiler kullanmasını gerekli kılar.
5- Bu zorlukları aşmak için geliştirdiğiniz özel yöntemler veya teknikler var mı?
Özel yöntem ya da teknik demekten ziyade çocuğa özel yöntem ve teknik dersek daha sağlıklı olur aslında. Çünkü burada uyguladığımız bir teknik her çocuk için doğru olmamaktadır. Otizmli çocukların hepsinin karakteristik yapısı ve motor beceri özellikleri farklı olduğu için çocuklara özel yöntem ve teknik kullanılmaktadır. Bu yöntem ve tekniklerin de ana temelini; parçala, basitleştir ve birleştir sistemi oluşturmaktadır. Ben bu sistemi, çocuklara göre özelleştirerek kullanmaktayım.
6- Sporun, öğrencilerinizin sosyal becerileri ve iletişimi üzerindeki etkilerini nasıl gözlemliyorsunuz?
Hareket eğitiminin Otizm Spektrum Bozukluğu olan öğrencilerimin sosyal becerileri ve iletişimleri üzerindeki etkilerini en net şekilde ders sırasında ve zaman içindeki değişimlerde gözlemliyorum. İlk başlarda birçok öğrenci etkinliklere tek başına katılmak ister, diğer çocuklarla çok fazla ilgilenmez ve çoğu zaman göz teması kurmaktan kaçınır. Ancak düzenli hareket eğitimiyle birlikte bu durum yavaş yavaş değişir. Örneğin birlikte oynanan basit oyunlar sayesinde çocuklar önce yan yana durmayı, sonra birbirlerine bakmayı ve zamanla birlikte hareket etmeyi öğrenir. Sırayla yapılan etkinliklerde beklemeyi ve kendi sırasını takip etmeyi deneyimlerler. Bu süreçte bazı öğrencilerin arkadaşını taklit etmeye başladığını, birlikte gülüp eğlendiklerini görmek önemli bir gelişim göstergesidir.
İletişim açısından baktığımda ise başlangıçta kendini ifade etmekte zorlanan çocukların zamanla jest ve mimik kullanmaya başladığını, istediklerini göstermek için işaret ettiğini ya da öğretmenle daha fazla göz teması kurduğunu gözlemliyorum. Hatta bazı öğrencilerde basit kelimelerle iletişime geçme çabası da ortaya çıkabiliyor. Hareket sırasında çocuklar daha rahat oldukları için iletişim kurmaya da daha açık hale geliyorlar. Ayrıca enerjilerini doğru şekilde kullandıklarında daha sakin ve odaklı oluyorlar, bu da hem yönergeleri anlamalarını hem de iletişim kurmalarını kolaylaştırıyor. Kısacası hareket eğitimi sayesinde öğrencilerimin zamanla daha sosyal, daha iletişime açık ve çevresiyle daha uyumlu hale geldiklerini açıkça gözlemleyebiliyorum.
7- Ailelerin bu sürece katkısı sizce ne kadar önemli? Onlara ne gibi öneriler veriyorsunuz?
Ailelerin bu sürece katkısı, Otizm Spektrum Bozukluğu olan çocukların gelişimi açısından gerçekten çok önemlidir. Çünkü çocuklar haftada sadece birkaç saat derse geliyor, asıl öğrenme ise günlük yaşamda tekrar ettikçe kalıcı hale gelmektedir. Bu yüzden aile ne kadar sürece dahil olursa, çocuk o kadar hızlı ve sağlam ilerleme göstermektedir. Ben ailelere genelde süreci karmaşık hale getirmemelerini söylüyorum. Evde ekstra, farklı etkinlikler bulmalarına gerek yok; tam tersine, o gün derste ne yaptıysak onu basit bir şekilde tekrar etmeleri çok daha etkili oluyor.
Örneğin derste bir denge çalışması yaptıysak, evde bunu daha kolay bir şekilde uygulayabilirler. Ya da sırayla yapılan bir oyun oynadıysak, aynı mantıkla evde kısa bir oyun kurabilirler. Buradaki amaç birebir aynısını yapmak değil, çocuğun öğrendiği beceriyi unutmamasını ve genelleme yapmasını sağlamak. Ayrıca ailelere, çocuklarına kısa ve net yönergeler vermelerini, mümkünse hareketi önce kendilerinin göstererek anlatmalarını öneriyorum. Çocuk doğru bir şey yaptığında hemen fark edip “aferin, çak, alkış” gibi küçük geri bildirimler vermeleri de çok önemli. Bunun yanında sabırlı olmaları gerektiğini özellikle söylüyorum; çünkü bu süreç yavaş ilerleyebilir ama düzenli tekrarla mutlaka gelişim görülür. Kısacası, ailelerin derste yapılanları evde basit şekilde tekrar etmesi, çocuğun öğrenmesini hızlandırır, kalıcı hale gelmesini sağlar ve en önemlisi genellemesine destek olur.
8- Beden eğitimi derslerinde bireysel farklılıkları nasıl gözetiyorsunuz? Her öğrenciye özel bir yaklaşım geliştiriyor musunuz?
Hareket eğitiminde bireysel farklılıkları gözetmek, özellikle Otizm Spektrum Bozukluğu olan öğrencilerle çalışırken en temel konulardan biridir. Çünkü her çocuğun dikkat süresi, anlama düzeyi, motor becerisi, duyusal hassasiyeti ve iletişim şekli birbirinden farklıdır. Bu yüzden tüm öğrencilere aynı programı uygulamak yerine, her öğrenciyi derse başlamadan önce gözlemliyor ve hangi seviyede olduğunu anlamaya çalışıyorum. Daha sonra etkinlikleri o çocuğa göre basitleştiriyor ya da zorlaştırıyorum. Örneğin bir öğrenci denge kurmakta zorlanıyorsa daha basit bir çalışma ile başlıyorum, başka bir öğrenci aynı hareketi daha iyi yapıyorsa onun için biraz daha zorlaştırıyorum.
Evet, her öğrenciye aslında özel bir yaklaşım geliştiriyorum diyebilirim. Ama bu tamamen farklı programlar hazırlamak anlamına gelmiyor; aynı etkinliği farklı seviyelerde uyguluyorum. Kimi öğrenciye daha fazla fiziksel destek verirken, kimi öğrenciye sadece sözel yönlendirme yeterli oluyor. Bazı çocuklar görerek daha iyi öğrenirken, bazıları yaparak öğreniyor; buna göre anlatım şeklimi değiştiriyorum. Ayrıca bazı öğrencilerin dikkat süresi kısa olduğu için etkinlikleri daha kısa ve sık değiştiriyorum, bazılarıyla ise daha uzun çalışabiliyorum. Kısacası amaç, her çocuğun kendi hızında ilerlemesini sağlamak. Bu şekilde hem çocuk zorlanmadan öğreniyor hem de başarı hissi yaşadığı için derse katılımı ve motivasyonu artıyor.
9-Sizi en çok etkileyen ya da unutamadığınız bir öğrenci deneyimini paylaşabilir misiniz?
Kelime çıktısı olmayan öğrencimin ilk olarak benim adımı söylemesi benim için çok değerli ve unutulmazdı. Bunun dışında, ilk zamanlarda ağlayarak gelen ve derse girmek istemeyen öğrencilerimin, bana alıştıktan sonra beni gördüklerinde gülümseyerek ve koşarak yanıma gelmeleri, elimi tutup beni derse götürmeleri benim için en mutlu edici anlardan biridir.
Toplumda Otizm Spektrum Bozukluğu ile ilgili en çok yanlış anlaşılan şeylerden biri, bunun tek tip bir durum olduğu ve her bireyde aynı şekilde görüldüğünün düşünülmesidir. Oysa otizm bir “spektrumdur” yani her bireyde farklı düzeylerde ve farklı şekillerde ortaya çıkar. Bazı çocuklar konuşmada ciddi zorluk yaşarken, bazıları çok iyi konuşabilir ama sosyal ilişkilerde zorlanabilir. Bir diğer yanlış algı ise otizmin sadece “davranış problemi” ya da “yetiştirme hatası” olarak görülmesidir. Bu tamamen doğru değildir; otizm nörogelişimsel bir farklılıktır ve çocuğun isteyerek yaptığı bir davranış değildir. Ayrıca toplumda otizmli bireylerin öğrenemeyeceği ya da gelişemeyeceği gibi yanlış bir düşünce de vardır; doğru eğitim ve destekle her birey kendi potansiyeli içinde gelişim gösterebilir.
Farkındalığı artırmak için öncelikle doğru bilginin yaygınlaştırılması gerekir. Okullarda, öğretmen eğitimlerinde ve aile bilgilendirme toplantılarında otizmle ilgili temel, sade ve doğru bilgiler verilmelidir. Medyada otizmli bireyler yalnızca “sorun yaşayan” kişiler olarak değil, farklı güçlü yönleri olan bireyler olarak da temsil edilmelidir. Spor, sanat ve akademik alanlarda otizmli bireylerin başarı hikâyelerinin paylaşılması da toplumsal bakış açısını olumlu yönde değiştirir. Bunun yanında en önemli adımlardan biri de sosyal kabulü artırmaktır; yani otizmli bireylerin toplum içinde dışlanmadan, yargılanmadan ve etiketlenmeden yer alabilmesini sağlamaktır.
Gürkan Çetinkayalı Biyografi: 1996 yılında Adana’da doğan Uzm. Gürkan Çetinkayalı, spor bilimleri alanında akademik çalışmalarını sürdürmektedir. Eğitim hayatına Karabük Üniversitesi Hasan Doğan Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu’nda başlamış ve 2017–2020 yılları arasında lisans eğitimini tamamlamıştır. Ardından Bartın Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Anabilim Dalı’nda 2020–2023 yılları arasında yüksek lisansını bitirmiştir. Akademik yolculuğunu Gazi Üniversitesi Spor Yöneticiliği Anabilim Dalı’nda 2023 yılından itibaren doktora öğrencisi olarak devam ettirmektedir.
Mesleki olarak 2022 yılından bu yana Hareket Eğitimi Uzmanı ve Eğitmen olarak görev yapmaktadır.
Akademik Çalışmalar:
- Doğan, P. K., Doğan, İ., & Çetinkayalı, G. (2023). Spor bilimleri öğrencilerinin yapay zekâya yönelik tutumları ile iş bulma kaygıları arasındaki ilişkinin incelenmesi. Yalova Üniversitesi Spor Bilimleri Dergisi, 2(3), 174-189.
- Doğan, P. K., Ceyhun, S., Akgül, M. N., & Çetinkayalı, G. (2023). Dijital spor oyunlarına katılan spor bilimleri öğrencilerinin motivasyon düzeylerinin incelenmesi. Yalova Üniversitesi Spor Bilimleri Dergisi, 2(2), 139-154.
- Doğan, P. K., Doğan, İ., & Çetinkayalı, G. (2023). Examination Of The Attitudes Of Sports Science Students Towards Autism Spectrum Disorder İn Terms Of Various Variables. International Journal of Sport Culture and Science, 11(4), 232-246.

