Bu yazı, tarihsel kaynaklar ve farklı yorumlar üzerinden kaleme alınmış bir değerlendirme yazısıdır.
Tarihi doğru okumadan bugünü anlamak çoğu zaman mümkün değildir. Çünkü bazı olaylar yalnızca yaşandıkları dönemi değil, yüzyıllar sonrasının siyasi ve kültürel kırılmalarını da şekillendirir. Bugün İran ile İsrail arasında yükselen gerilime bakarken, tarihin derin hafızasında dikkat çekici bir ironiyle karşılaşıyoruz.
Bir zamanlar Babil sürgünündeki Yahudilere dönüş yolunu açan hükümdar, modern İran’ın siyasi ve kültürel atası kabul edilen Pers İmparatorluğu’nun kurucusu Büyük Kiros’tu. Bugünün sert siyasi gerilimlerinin gölgesinde bu tarihsel gerçek, geçmişle bugün arasındaki çarpıcı kopuşu daha görünür hale getiriyor.
Büyük Kiros ve Pers İmparatorluğu’nun Yükselişi
MÖ 6. yüzyılda Medleri yenerek Persleri bölgesel bir güç haline getiren Büyük Kiros, kısa sürede antik dünyanın en etkili hükümdarlarından biri oldu. Anadolu’dan Mezopotamya’ya, Orta Asya’dan İran platosuna kadar uzanan geniş bir coğrafyada hâkimiyet kurdu.
Ancak Kiros’u birçok antik hükümdardan ayıran temel özellik yalnızca fetihleri değildi. O, ele geçirdiği şehirleri yakıp yıkmak, kültürleri yok etmek ya da halkları zorla yerinden etmek yerine farklı bir yönetim anlayışı geliştirdi. Gücünü sadece askeri baskıdan değil, meşruiyetten üretmeye çalıştı.
Yerel yönetimlere alan tanıması, farklı inançlara saygı göstermesi ve kültürel çeşitliliği bir tehdit değil, imparatorluğun devamı için bir zenginlik olarak görmesi, onu tarihte ayrı bir yere taşıdı.
Kiros Silindiri: Antik Dünyadan Gelen İnsanlık Mesajı
Büyük Kiros’un bu yönetim anlayışının en dikkat çekici örneklerinden biri Babil’in fethidir. Kiros, Babil’i ele geçirdiğinde şehir halkının düzenini bütünüyle bozmadı; tapınaklara ve yerel inançlara saygı gösteren bir siyaset izledi.
Bazı yorumlara göre “ilk insan hakları bildirgesi” olarak anılan Kiros Silindiri de bu anlayışın sembollerinden biri kabul edilir. Silindir biçimindeki kil tablet üzerine Akadca çivi yazısıyla yazılan metin, halkların inançlarına saygı, sürgüne gönderilen toplulukların yurtlarına dönebilmesi ve yerel düzenin korunması gibi başlıklarla anılır.
1879’da Mezopotamya’da bulunan ve bugün British Museum’da sergilenen bu tabletin en dikkat çekici yönlerinden biri, sürgüne gönderilen topluluklara dönüş imkânı tanıyan yaklaşımıdır. Bu karar, Babil sürgünündeki Yahudiler için tarihî bir dönüm noktası olmuş; Kudüs’e dönüşün ve İkinci Tapınak’ın inşasının yolu açılmıştır.
Bu nedenle Büyük Kiros, Yahudi kutsal metinlerinde sıradan bir hükümdar olarak değil, kurtarıcı bir figür olarak anılmıştır. Hatta bazı yorumlarda onun “mesih” benzeri bir anlam taşıdığı da ifade edilir.
İran-İsrail Geriliminde Tarihin Acı İronisi
Bugün ise tarih bambaşka bir tablo sunuyor. Antik Perslerin mirasçısı olarak görülen modern İran ile tarihsel Yahudi hafızasında önemli bir yere sahip olan bugünkü İsrail Devleti arasında, günümüzün en sert bölgesel gerilimlerinden biri yaşanıyor.
Bir dönem sürgünün sona ermesini sağlayan, halklara dönüş hakkı tanıyan ve inançlara saygı gösteren o kadim coğrafya; bugün savaş söylemleri, vekâlet çatışmaları ve bölgesel hesaplaşmalarla anılıyor.
Tarihin acı ironisi tam da burada başlıyor: Dün özgürlüğün kapısını aralayan miras, bugün düşmanlıkların ve jeopolitik gerilimlerin merkezinde yeniden okunmayı bekliyor.
Zülkarneyn ile Büyük Kiros Aynı Kişi mi?
Büyük Kiros’un tarihsel kişiliği yalnızca Pers ve Yahudi tarihi açısından değil, İslam düşünce geleneği açısından da dikkat çekici tartışmalara konu olmuştur.
Kur’an-ı Kerim’in Kehf Suresi’nde anlatılan Zülkarneyn; doğuya ve batıya seferler yapan, güçlü, adaletli ve bilge bir hükümdar olarak tasvir edilir. Ayrıca Ye’cüc ve Me’cüc’e karşı bir set inşa ettiği anlatılır.
İslam düşünce tarihinde Zülkarneyn’in kim olduğu konusunda farklı görüşler vardır. Bazı yorumcular onu Büyük İskender’le ilişkilendirirken, bazı modern araştırmacılar Büyük Kiros ihtimali üzerinde durur.
Kiros’u Zülkarneyn ile ilişkilendiren görüşlerin temelinde birkaç dikkat çekici benzerlik bulunur. Büyük Kiros’un doğu ve batı yönlü geniş fetihler gerçekleştirmesi, farklı halklara adaletli davranması ve tarihsel kaynaklarda bilge bir hükümdar olarak anılması bu yorumları güçlendiren unsurlar arasında gösterilir.
Ayrıca bazı eski Pers tasvirlerinde iki boynuzlu taç benzeri sembollerle ilişkilendirilen figürlerin bulunması, “iki boynuz sahibi” anlamına gelen Zülkarneyn ifadesiyle bağlantı kurulmasına yol açmıştır. Ancak bu konu kesinleşmiş tarihsel bir hükümden çok, farklı kaynaklar ve yorumlar üzerinden süren bir tartışma alanıdır.
Tomris Hatun ve Büyük Kiros’un Sonu
Büyük Kiros’un hayatının son bölümü ise Orta Asya bozkırlarıyla, Saka/İskit topluluklarıyla ve tarihin en güçlü kadın hükümdarlarından biri olarak anılan Tomris Hatun’la ilişkilendirilir.
Rivayete göre Kiros, Saka topraklarına hâkim olmak istemiş; bu amaçla Tomris Hatun’a evlenme teklifinde bulunmuştur. Tomris Hatun ise bu teklifin siyasi ve stratejik bir hamle olduğunu anlayarak teklifi reddetmiştir.
Bunun ardından iki güç arasındaki mücadele kaçınılmaz hale gelmiştir. Anlatıya göre Perslerin kurduğu tuzak sonucunda Tomris Hatun’un oğlu ve bazı Saka komutanları hayatını kaybetmiştir. Bu olay, Tomris Hatun’un öfkesini ve direnişini daha da büyütmüştür.
Efsaneleşen anlatıya göre Tomris Hatun, savaşta Kiros’u mağlup ettikten sonra onun başını kan dolu bir fıçıya koydurmuş ve tarihe geçen şu sözü söylemiştir:
“Hayattayken kana doymadın, şimdi kana doy!”
Bu söz, tarihsel gerçeklikten çok sembolik anlamıyla hafızalarda yer etmiştir. Çünkü Tomris Hatun anlatısı, yalnızca bir savaşın değil; fetih hırsına, güç sarhoşluğuna ve yayılmacı imparatorluk anlayışına karşı bozkırın sert adaletinin hikâyesidir.
Tarih Bize Ne Söylüyor?
Büyük Kiros, bir yönüyle hoşgörülü yönetim anlayışının, halklara tanınan özgürlüklerin ve tarihsel uzlaşının sembolü olarak görülür. Diğer yönüyle ise büyük imparatorlukların kaçınılmaz kaderini, fetih hırsının sınırlarını ve gücün sonsuz olmadığını hatırlatır.
Bazı yorumlara göre ilk insan hakları bildirgesi olarak anılan Kiros Silindiri; adaletin, inanç özgürlüğünün ve sürgünlerin sona erdirilmesinin insanlık tarihinde ne kadar eski ve güçlü bir arayış olduğunu gösterir. Tomris Hatun anlatısı ise hiçbir iktidarın sınırsız olmadığını, her gücün karşısında bir direnç doğabileceğini hatırlatır.
Bugün İran ile İsrail arasındaki gerilime bakarken Büyük Kiros’un mirası yeniden düşünülmeyi hak ediyor. Çünkü tarih, yalnızca geçmişte yaşanmış olayların toplamı değildir. Bazen bugünün en sert çatışmalarını anlamak için en eski sayfalara dönmek gerekir.
Ve belki de asıl soru şudur:
Büyük Kiros neye hizmet etti?
Fetih hırsına mı, adalete mi, yoksa bugün hâlâ anlamaya çalıştığımız büyük tarihsel ironilere mi?
Kaynakça
İSAM İslâm Araştırmaları Merkezi – Ana Hatlarıyla Yahudilik
TDV İslâm Ansiklopedisi – Yahudilik
Larry Collins, Dominique Lapierre – Kudüs… Ey Kudüs
Ilan Pappe – Filistin-İsrail Meselesinin Kısa Tarihi