ANNEM
Annenin evladı mı, evladının annesi mi olmak daha mühim? Diye sorardım sana. Sen ise vakur ve ılık sesinle, “Anne olunca anlarsın” derdin.
Dünyanın en zor, en güzel şeyiydi annelik.
Kor ateşlere düşsen de içinin buz tutması; ona gelecek her derdin, her belanın gönüllüsü, taliplisi olmakmış annelik.
Aşk acısı çekerken, “Sen bin sevgiliye bedelsin” derdin ya… Anladım. Bin sevgiliye bedel sevgiyi, anne olunca anladım.
Yüreğin yerinden sökülse bile, “Ona bir şey olmasın” demekmiş annelik. Gece sabaha kadar minnetle nefesini dinleyip, hiç şikâyet etmeden nöbet tutmakmış.
“Siz yiyin, ben doyarım” derdin. O zaman anlamazdım. Şimdi öğrendim; o yiyince insan nasıl doyarmış.
Ona bir şey olacak diye yüreğine nasıl zehirli bir kıymık batarmış, şimdi anladım.
Kirpiğinin ucunda asılı kalan bir damla yaş uğruna, coşkun nehirler gibi çağlamakmış annelik.
Anneliğin bir kadını nasıl bütün dünyaya meydan okuyacak kadar güçlü kıldığını senden öğrendim.
Benim cennetten düşmüş yeryüzü meleğim…
En sıcak döşeğim, hiç kapanmayan kapımsın.
Senin kızındı adım; şimdi onun annesi oldum.
Anlamsız bir “tek”tim; manayı buldum, “çok” oldum.
Seni giyindim üzerime, sana büründüm.
Anne, seni artık anladım:
Ben sen oldum.
