Mersin Balıklarının Dönüş Umudu
Karadeniz’de yıllardır ekmeğini denizden kazanan biri olarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim: Bugünün gençleri belki inanmayacak ama bir zamanlar Sakarya Nehri’nde gerçekten devler yaşardı.
Bugün ağlarımıza takılan balıklarla kıyas kabul etmeyecek büyüklükteki mersin balıkları, Karadeniz’den Sakarya Nehri’ne girer, kilometrelerce yol alarak yukarılara kadar çıkar ve havyarlarını bırakırdı. Sonra da tekrar denize dönerdi.
Eski balıkçıların dilinden düşmeyen bir hikâye vardır. 15 Mayıs 1970 tarihinde, yaz balıkçılığı sırasında avlanan bir mersin balığı tam 180 kilogram gelmişti. Üstelik içinden yaklaşık 18 kilogram havyar çıkmıştı. Bugün bunu anlattığınızda abartı sananlar oluyor ama o günleri yaşayanlar bunun gerçek olduğunu bilir.
Mersin Balığını Değerli Kılan Sadece Büyüklüğü Değildi
Mersin balığını değerli yapan yalnızca büyüklüğü değildir. Dünyanın “kara havyar” dediği, sofralarda çok yüksek fiyatlara alıcı bulan havyar, işte bu balıktan çıkar. Hem ekonomik değeri yüksektir hem de oldukça besleyici bir gıda olarak kabul edilir. Bu yüzden yıllar boyunca dünyanın birçok yerinde yoğun av baskısına maruz kalmıştır.
Mersin balıkları için başarılı bir üreme sezonunun temelini iyi geçirilen bir kışlama dönemi oluşturur. Düşük sıcaklıklarda geçirilen kışlama dönemi, yumurtaların olgunlaşmasını destekler. İlkbaharla birlikte anaçlar üreme olgunluğunu tamamlar ve doğdukları nehirlerin kaynağına doğru göç yolculuğuna çıkar.
Bu nedenle nehirlerin yukarı kesimlerindeki doğal yaşam alanlarına ulaşmaları, sadece göç davranışlarının bir parçası değil, nesillerini devam ettirebilmeleri açısından da hayati önem taşır. Çünkü bu bölgeler; daha temiz ve oksijence zengin suları, doğal akıntı rejimi ve taşlı-çakıllı taban yapısıyla en uygun koşulları sunar.
Sakarya Nehri’nde Değişen Hikâye
Ne yazık ki Sakarya’daki hikâye de zamanla değişti. 1975 yılında Sakarya Nehri üzerinde yapılan taş bentlerin, mersin balıklarının yukarı kesimlere göçünü önemli ölçüde zorlaştırdığı belirtiliyor. Binlerce yıldır kullandıkları yol kapanınca, yalnızca üreme alanlarına değil, yavrularının yaşama şansını artıran bu kaliteli habitatlara da ulaşamaz oldular.
Her geçen yıl sayıları biraz daha azaldı. Bir zamanlar nehirde sıkça görülen o dev balıklar, zamanla hatıralarda kaldı.
Mersin balıklarının avlanması, yıllar içinde getirilen koruma kararlarıyla tamamen yasak kapsamına alındı. Ancak yasak tek başına yeterli değildi. Çünkü mesele sadece avcılığı durdurmak değil, kaybolmaya yüz tutan bu kadim türleri yeniden doğal yaşam alanlarıyla buluşturabilmekti.
Mersin Balıkları İçin Umut Hâlâ Var
Ama umut hâlâ var.
Türkiye’de mersin balıklarının korunması ve yeniden doğal yaşam alanlarına kazandırılması için uzun yıllardır sessiz ama çok değerli bir mücadele veriliyor. İstanbul Üniversitesi tarafından yıllar önce başlatılan çalışmaların ardından, bu alandaki çabalar birçok kurumun ortak emeğiyle büyüyerek devam etti.
Tarım ve Orman Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğüne bağlı Trabzon Su Ürünleri Merkez Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü (SUMAE), Amasya Yedikır Su Ürünleri Üretim ve Araştırma İstasyonu Müdürlüğü, Antalya Akdeniz Su Ürünleri Araştırma Üretme ve Eğitim Enstitüsü Müdürlüğü ve Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesinin üç farklı mersin balığı türünde ardı ardına başarılı üretimlere imza attığını görmek, bu alandaki umutlarımızı daha da artırıyor.
Bunun yanında Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi öğretim üyeleri, mersin balığı yetiştiriciliği konusunda yürüttükleri bilimsel araştırmalar sonucunda edindikleri bilgi ve tecrübeleri Mersin Balığı Yetiştiriciliği adlı kitapta bir araya getirerek, bu alandaki birikimin gelecek nesillere aktarılmasına ve ülkemizde mersin balığı yetiştiriciliğinin gelişimine önemli katkılar sunmuştur.
Çipli Mersin Balıkları Karadeniz’e Bırakıldı
Bu yıl Karadeniz’le buluşturulduğu belirtilen yaklaşık iki yaşındaki ve ortalama 20 santimetre boyundaki 2 bin mersin balığı yavrusu da işte bu ortak emeğin bir ürünüydü. Üzerlerine yerleştirilen çiplerle yavru mersinler yeniden doğal yaşamlarına uğurlandı.
Amaç çok açıktı: Bu yavrular büyüdüklerinde doğdukları suları hatırlayıp yeniden Sakarya Nehri’ne dönecekler miydi?
Bu amaçla Sakarya Nehri’nin Karadeniz’e döküldüğü Yenimahalle bölgesine elektronik okuyucu sistemleri yerleştirildi. Eğer çipli balıklar yıllar sonra nehre giriş yaparsa, bu cihazlar onları tespit edecek. Böylece bilim insanları balıkların göç hareketlerini ve yaşam süreçlerini takip edebilecek.
Balıkçılar Bu Çalışmanın Önemli Bir Parçası
Bu çalışmanın önemli bir parçası da balıkçılar.
Eğer ağlarına çipli bir mersin balığı takılırsa hemen çip numarası alınır. Balığın boyu ölçülür, kilosu tartılır ve gerekli bilgiler kayıt altına alınır. Daha sonra balığın zarar görmemesi için gerekli kontroller yapılır ve balık tekrar denize bırakılır.
Elde edilen bütün bilgiler Tarım ve Orman Bakanlığının su ürünleri birimlerine bildirilir. İşte bu sayede balığın yaşamı adım adım takip edilir. Nerelerde dolaştığı, ne kadar büyüdüğü, kaç yıl yaşadığı ve en önemlisi Sakarya Nehri’ne geri dönüp dönmediği öğrenilmeye çalışılır.
Bugün denize bırakılan o küçücük yavruların kaç tanesinin yıllar sonra bir dev olarak geri döneceğini kimse bilmiyor. Ancak dirençli bir tür olan mersin balıklarının doğaya uyum sağlama potansiyelinin yüksek olduğuna inanıyoruz.
Sakarya Nehri’nde Devlerin Dönüşü
Ama şunu biliyorum…
Bir gün Sakarya Nehri’nin ağzında yeniden dev bir mersin balığı görülürse, bu sadece bir balığın dönüşü olmayacak. Bu; yıllardır sabırla çalışan bilim insanlarının, üretim istasyonlarında gece gündüz emek veren teknik personelin, balıkçıların ve doğanın birlikte yazdığı bir başarı hikâyesi olacak.
Belki de bugün Karadeniz’in derinliklerinde yüzen o küçük çipli yavrular, yarının devleri olmaya hazırlanıyor.
Yolu açık olsun onların…
Belki bir gün Sakarya Nehri’nin sularında devlerin gölgesinin yeniden görülmesi umuduyla…
Selametle.
Kaynakça: Tarım ve Orman Bakanlığı ilgili birimleri, su ürünleri araştırma kurumları ve mersin balığı koruma çalışmalarına ilişkin açık kaynaklar.
