Close Menu
MedyaPress
  • Dünya
  • Yaşam
  • Gündem
  • Ekonomi
  • Siyaset
  • Spor
  • Sağlık
  • Magazin
  • Aşk ve İlişkiler
  • Teknoloji
  • Bilim
  • Otomobil
  • Kültür Sanat
  • Sinema
  • Röportajlar
  • Biyografi
  • Seyahat
  • Mekan
  • Gurme
  • Moda
  • Güzellik
  • Yazarlar
  • World
  • Almanca Aktüel
Facebook X (Twitter) Instagram LinkedIn YouTube WhatsApp Telegram Threads
Pazar, Temmuz 26 STDGD E-Magazin
MedyaPressMedyaPress
Facebook X (Twitter) Instagram YouTube LinkedIn WhatsApp Telegram Threads RSS
  • Gündem
  • Dünya
  • World
  • Yaşam
  • Ekonomi
  • Siyaset
  • Spor
  • Magazin
  • Teknoloji
  • Bilim
  • Otomobil
  • Yazarlar
MedyaPress
MedyaPress»Yazarlar»Yemen: Savaş mı Bitiyor, Devlet mi Çözülüyor?

Yemen: Savaş mı Bitiyor, Devlet mi Çözülüyor?

GOOGLE KAYNAK TERCİHLERİ

MedyaPress’i Google’da tercih edin

Tercih edilen kaynaklara ekle
Yazar:Sümeyra Ulus
Yayınlanma: 27 Aralık 2025, 10.22

Yemen’de bugün yaşananları anlamaya çalışırken en sık yapılan hata, krizi birkaç yıllık bir iç savaşla sınırlamak oluyor. Bugün Sana’dan Aden’e, Hadramut’tan Hudeyde’ye uzanan parçalı tablo, ani bir iç savaşın değil on yıllar boyunca ertelenmiş bir devlet krizinin gecikmiş sonucudur. Arap Baharı Yemen’de bir devrim başlatmadı, zaten çökmekte olan bir yapının ayakta duramayacağını görünür kıldı.

1990’da Kuzey ve Güney Yemen’in birleşmesi, kâğıt üzerinde bir devlet yarattı ancak bu birleşme ortak bir siyasal kimlik üretmedi. Ali Abdullah Salih döneminde Yemen, kurumsal bir devlet olarak değil, hassas dengeler üzerine oturan bir yönetim alanı olarak var oldu. Aşiretler, askeri elitler ve bölgesel güç merkezleri arasında kurulan bu denge, merkezi otoritenin zayıflığını örtüyordu. Devlet vardı fakat devlet fikri yoktu. Kurumlar mevcuttu ancak meşruiyet toplumsal olarak içselleştirilmemişti. Güney, uzun yıllar boyunca siyasal ve ekonomik olarak dışlandı; kuzeyde ise Zeydi bölgeler baskı ve kontrol politikalarıyla yönetildi.

2011 Arap Baharında Yemen sokaklarını dolduran protestocuların talepleri mezhepçi bir düzen ya da bölünme değildi. Yolsuzluğun sona ermesi, aşiret temelli iktidar yapısının dağılması ve merkezi devletin toplumun tamamını kapsayan bir siyasal temsil sağlayabilmesi temel isteklerdi. Ali Abdullah Salih’in devrilmesi bu nedenle bir son değil, yalnızca geçici bir ara duraktı. Salih sonrası kurulan geçiş düzeni, halkın beklentilerini karşılayacak bir siyasal sözleşme üretemedi. Aksine eski elitleri yeni pozisyonlarla yeniden tahkim ederek devletin yapısal kırılganlığını derinleştirdi.

Uluslararası toplumun desteklediği geçiş süreci ve Ulusal Diyalog Konferansı, teorik olarak kapsayıcı bir siyasal düzen vaat ediyordu. Ancak sahadaki silahlı gerçeklik, bu süreci baştan itibaren sınırladı. Güneyin talepleri belirsizliğe terk edildi, Husilerin siyasal temsili ise sürekli ertelendi. Ortaya çıkan boşluk, siyasetin değil silahın belirleyici olduğu bir alan yarattı.

Husilerin 2014’te Sana’yı ele geçirmesi bu açıdan bir kopuş değil, bir sonuçtu. Sana’nın Husi kontrolüne geçmesi, bir “darbe” olmasının ötesinde, devletin zaten çözülmüş yapısının görünür hâle gelmesidir. Zaten çözülmüş bir devlet yapısı içinde, örgütlü ve disiplinli bir aktörün merkezi kontrol altına alması kaçınılmazdı. Bu gelişme Yemen’i yalnızca iç savaşın yeni bir evresine değil, aynı zamanda bölgesel rekabetin merkezine taşıdı. Husilerin yükselişi, bu boşluk ve dışlanmışlıkla doğrudan bağlantılıdır. Zeydi kimliğe dayanan Husi hareketi, sıkça yalnızca İran destekli bir mezhepçi aktör olarak sunulsa da toplumsal tabanı esas olarak kuzey Yemen’deki siyasal dışlanmışlığa dayanmaktadır.

2015’te Suudi Arabistan öncülüğünde başlatılan askeri müdahale, resmî olarak meşru hükümeti yeniden tesis etmeyi hedefliyordu. Ancak yıllar içinde bu müdahale, devlet inşasından çok sahadaki parçalanmayı yöneten bir denge mekanizmasına dönüştü. Husiler kuzeyde kurumsallaştı, güneyde ayrılıkçı yapılar güç kazandı, doğu bölgeleri ise fiilen özerk alanlar hâline geldi.

Yemen Halkı Ne İstiyor, Ne Yapabiliyor?

Bu süreçte Yemen halkının talepleri büyük ölçüde görünmez oldu. Bugün Yemenlilerin temel beklentisi ideolojik ya da mezhepsel değil güvenlik, geçim ve öngörülebilir bir hayat olmaktadır. Ancak savaşın ve parçalanmanın yarattığı militarize ortam, kitlesel ve sürekli protestoları neredeyse imkânsız kılıyor. Husilerin kontrol ettiği bölgelerde siyasal muhalefet ağır biçimde bastırılırken, güneyde ayrılıkçı yapıların hâkim olduğu alanlarda muhalif sesler çoğu zaman “ihanet” olarak damgalanıyor. Bu nedenle Yemen’de sokak siyaseti yerini sessiz bir hoşnutsuzluğa bıraktı. Arap Baharı’ndaki kitlesel mobilizasyonun bugün tekrarlanamamasının nedeni halkın taleplerinin ortadan kalkması değil, siyasal alanın tamamen silahlandırılmış olmasıdır. İnsanlar artık protesto etmekten çok hayatta kalmaya odaklanıyor.

Yemen çatışması çoğu zaman mezhepsel bir savaş gibi sunulsa da bu çerçeve yanıltıcıdır. Husiler Zeydi Şii (Örneğin 2005 ayaklanmasını çıkartan Husiler Şii’dir) kimliğinden gelseler de hareketin talepleri başından itibaren mezhepsel olmaktan ziyade siyasal ve sosyoekonomikti. Güneydeki ayrılıkçı hareket de dini değil, tarihsel ve siyasi bir kimliğe dayanıyor. Yemen’de çatışmayı besleyen temel unsur mezhep farkları değil, devletin yokluğu ve kaynakların paylaşımıdır. Ancak bölgesel müdahaleler, bu çatışmayı mezhepsel bir dile tercüme ederek derinleştirdi. İran’ın Husilere verdiği destek, Suudi Arabistan’ın güvenlik kaygıları ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE)’nin güney merkezli nüfuz politikası, yerel krizleri bölgesel rekabetin parçası hâline getirdi.

Bölgesel Aktörler ve Parçalanan Cepheler

Bugün Suudi Arabistan’ın Yemen’deki yaklaşımı da bu dönüşümün bir yansımasıdır. Riyad, artık askerî zaferden çok kontrol edilebilir bir istikrar arayışında. Bu nedenle Husilerle doğrudan çatışmayı tırmandırmaktan kaçınırken, güneydeki ayrılıkçı yapıların da tamamen bağımsız hareket etmesini istemiyor. Hadramut’ta yaşanan gerilimler ve ayrılıkçı güçlerin Suudi Arabistan’ı hava saldırılarıyla suçlaması, bu kırılgan dengenin ne kadar hassas olduğunu gösteriyor (AP News). BAE ise Yemen’de daha net bir strateji izliyor: güneyde kendisine yakın, limanları ve deniz yollarını kontrol edebilen bir yapı oluşturmak. Bu durum, Yemen’i fiilen bölünmüş bir ülke hâline getirirken, Riyad ile Abu Dabi arasında örtük bir görüş ayrılığını da derinleştiriyor (The Independent).

Uluslararası alanda tanınan Yemen hükümeti ise sahada belirleyici bir aktör olmaktan uzak. Kendi güvenliğini dahi büyük ölçüde dış aktörlere bırakan bu yapı, Yemen halkı için gerçek bir siyasal merkez oluşturmuyor. Avrupa Birliği (AB) ve Birleşmiş Milletler (BM)’in barış sürecine verdiği destek önemli, ancak bu destek sahadaki güç ilişkilerini dönüştürecek araçlardan yoksun (Arab News).

Yemen Dağılırsa…

Yemen fiilen ya da resmen parçalanırsa ortaya çıkacak tablo, bugünkünden daha sakin değil; daha kalıcı ve daha karmaşık bir istikrarsızlık olur. Çünkü parçalanma, çatışmanın bitmesi değil, yalnızca taraf değiştirmesi anlamına gelir.

İlk ve en belirgin kazanan Husiler olur. Kuzeyde hâlihazırda kurdukları idari yapı, vergi toplama mekanizması ve güvenlik aygıtı, parçalanma halinde fiili devletten fiilen tanınan bir otoriteye dönüşür. Sana merkezli bir Husi yönetimi, İran için düşük maliyetli ama yüksek getirili bir nüfuz alanı haline gelir. Bu yapı yalnızca Yemen iç siyasetini değil, Kızıldeniz güvenliğini ve Suudi Arabistan’ın güney sınırlarını da doğrudan etkiler. Parçalanma, Husilerin “isyancı” kimliğini ortadan kaldırır ve onları bölgesel denklemin kalıcı bir aktörüne dönüştürür.

Güneyde ise kazanan Güney Geçiş Konseyi (GGK) olur ancak bu kazanım mutlak bir istikrar getirmez. Güney Yemen’in yeniden bağımsızlığı, romantik bir ulusal proje olmaktan çok, klanlar, milisler ve dış destekçiler arasında paylaşılan kırılgan bir iktidar düzeni üretir. BAE’ye yakın unsurlar limanlar ve deniz ticareti üzerinde nüfuz kazanırken, güneyin kendi içindeki rekabet hızla derinleşir. Aden merkezli bir yönetim ortaya çıksa bile bu yapı, merkezi bir devlet olmaktan ziyade dış destekle ayakta duran bir güvenlik düzeni olur.

Hadramut ve doğu bölgeleri ise Yemen’in en kritik belirsizlik alanı haline gelir. Ne Husilerin ne de güneyli ayrılıkçıların tam olarak kontrol edebildiği bu coğrafya, parçalanma halinde “yarı özerk” bir alan olarak ortaya çıkar. Enerji kaynakları ve stratejik konumu nedeniyle Hadramut, bölgesel aktörlerin nüfuz mücadelesine açık hale gelir. Suudi Arabistan için bu bölge, güney sınır güvenliği açısından hayati bir tampon olurken, yerel elitler için pazarlık gücü yüksek ama istikrarsız bir alan anlamına gelir.

Parçalanmanın en tehlikeli sonucu ise devlet otoritesinin tamamen kaybolduğu boşluklarda ortaya çıkar. El-Kaide ve benzeri radikal gruplar, güçlü merkezi yapıların yokluğunda yeniden hareket alanı bulur. Yemen, daha önce de bu tür boşlukların nasıl doldurulduğunu acı biçimde deneyimledi. Parçalanma, bu riskleri ortadan kaldırmaz; aksine kalıcı hale getirir.

Yemen halkı açısından bakıldığında ise parçalanma bir “kurtuluş” değil, daha da daralan bir hayat anlamına gelir. Devletin yokluğunda hizmetler milislerin insafına kalır, ekonomi parçalı yapılara bölünür ve sıradan Yemenliler için siyaset tamamen ulaşılmaz hale gelir. İnsanlar bir bayrağın altına girmiş olabilir ama bir devletin sunduğu güvencelere sahip olmaz.

Bölgesel düzeyde ise parçalanmış bir Yemen, Kızıldeniz’den Körfez’e uzanan hatta sürekli bir gerilim üretir. Suudi Arabistan için bu durum bitmeyen bir güvenlik riski, İran için ise düşük maliyetli bir nüfuz alanı demektir. BAE ise deniz yolları ve limanlar üzerinden stratejik kazanımlar elde ederken, Yemen’in istikrarından çok yönetilebilir bir kırılganlığı tercih eder.

Sonuç: Tarihe ‘Doğru’ Yerden Bakmak

Yemen’de bugün yaşananlar, bir iç savaşın uzantısı değil, çözülememiş bir devlet krizinin gecikmiş sonuçlarıdır. Bu kriz ne Husilerin Sana’ya girmesiyle başladı ne de Suudi Arabistan’ın hava saldırılarıyla derinleşti. Asıl kırılma, Arap Baharı’nın Yemen’de yarattığı beklentiler ile bu beklentilerin karşılanamaması arasındaki uçurumda ortaya çıkmıştır.

Bugün Yemen’de yaşanan şey klasik anlamda bir barış süreci değil. Daha çok savaşın maliyetini düşürürken sahadaki fiili kontrol alanlarını kalıcılaştırma çabası. Ateşkesler ve diplomatik açıklamalar bu yeni dönemin vitrini, ancak vitrinin arkasında merkezi otoritesi olmayan, yerel güç odaklarına bölünmüş bir ülke gerçeği duruyor. Silahların susması, devletin yeniden inşa edildiği anlamına gelmiyor. Aksine Yemen örneğinde savaş sonrası dönem, devletin en savunmasız olduğu ana dönüşmüş durumda.

Sonuç olarak Yemen’in geleceği, “birlik mi bölünme mi” ikiliğinden çok daha karmaşık bir yerde duruyor. Asıl mesele, hangi parçanın kime ait olacağı değil; bu parçaların hangi toplumsal sözleşme üzerine inşa edileceğidir. Arap Baharı’nda başlayan arayış hâlâ sona ermiş değil. Sadece daha silahlı, daha bölgesel ve daha karmaşık bir hâl aldı. Bu nedenle Yemen için asıl soru artık “savaş bitiyor mu?” değil. Asıl soru, Yemen’in ortak bir siyasal çerçeve içinde yeniden bir devlet olma ihtimalini koruyup koruyamadığı. Çünkü Yemen’de yaşananlar bir gecede başlamadı ve bugün atılan her adım, bu ülkenin barışa mı yoksa kalıcı bir parçalanmaya mı yaklaştığını belirleyecek.

Kaynaklar

[1] Gambrell, Jon, and Ahmed Al-Haj. “Yemen separatists accuse Saudi Arabia of launching airstrikes.” AP News, 26 Dec. 2025, https://apnews.com/article/yemen-saudi-arabia-separatists-airstrikes-hadramout-2083dc8bb99bc040e26527d74cc43e27. Erişim: 26 Aralık 2025.

[2] “EU backs UN efforts for Yemen peace.” Arab News, 24 Dec. 2025, https://www.arabnews.com/node/2627382/middle-east. Erişim: 26 Aralık 2025.

[3] Gambrell, Jon. “Saudi Arabia calls on Yemen separatists to leave 2 governorates as anti-Houthi coalition strains.” The Independent, 25 Dec. 2025, https://www.independent.co.uk/news/saudi-arabia-foreign-ministry-red-sea-dubai-united-arab-emirates-b2890431.html. Erişim: 26 Aralık 2025.

Sümeyra Ulus – Diğer Yazıları
  • Rusya-Ukrayna Savaşı Nereye Gidiyor?
  • NATO Ankara Zirvesi: İttifakın Dönüşüm Arayışı
  • İran Nükleer Dosyasında Yeni Dönem
  • Güney Kafkasya’nın Kaybedeni Tiflis mi Olacak?
  • From Beirut to Hormuz: A Fragile Balance
  • Beyrut’tan Hürmüz’e Uzanan Kırılgan Denge
Paylaş WhatsApp Facebook LinkedIn Twitter Threads Bluesky Telegram
Avatar fotoğrafı
Sümeyra Ulus
  • Website

Lisans eğitimini Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi alanında tamamlayan yazar, yüksek lisans eğitimini de Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi ABD alanında tamamladı. Yazar, Bilim Uzmanı olarak aktif yayın yapmaya devam etmektedir.

MedyaPress

Öne Çıkan Haberler

  • Milyarderin gündem yaratan açıklaması… Yaşam Milyarderin gündem yaratan açıklaması…
  • 3 binden fazla kiralık kasanın boşaltıldığı tarihi banka soygununda üç Türk havaalanında yakalandı Yaşam 3 binden fazla kiralık kasanın boşaltıldığı tarihi banka soygununda üç Türk havaalanında yakalandı
  • ChatGPT’ye güvendi, ölümün kıyısından döndü Yaşam ChatGPT’ye güvendi, ölümün kıyısından döndü
  • Tonlarca balığı uçakla yağdırdılar Yaşam Tonlarca balığı uçakla yağdırdılar
  • 190 yaşına kadar yaşamak mümkün mü? Bilim insanları sınırı hesapladı Bilim 190 yaşına kadar yaşamak mümkün mü? Bilim insanları sınırı hesapladı

Gündemdeki Başlıklar

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan Halil İnalcık’ı andı Siyaset Cumhurbaşkanı Erdoğan Halil İnalcık’ı andı
  • Gülistan Doku soruşturmasında Handan Sonel’in ifadesi ortaya çıktı Gündem Gülistan Doku soruşturmasında Handan Sonel’in ifadesi ortaya çıktı
  • Muğla’da orman yangını. 5 hektar ziraat ve orman alanı zarar gördü, 1 kişi gözaltında Gündem Muğla’da orman yangını. 5 hektar ziraat ve orman alanı zarar gördü, 1 kişi gözaltında
  • Bakan Gürlek’ten Gülistan Doku açıklaması: ‘Peşini bırakmayacağız’ Gündem Bakan Gürlek’ten Gülistan Doku açıklaması: ‘Peşini bırakmayacağız’
  • ABD’de yeni konut satışları beklentileri aştı Ekonomi ABD’de yeni konut satışları beklentileri aştı

Editörün Seçtikleri

  • Dünya Kupası’nın fenomeniydi, bambaşka bir ülkeye transfer oldu Spor Dünya Kupası’nın fenomeniydi, bambaşka bir ülkeye transfer oldu
  • ChatGPT çöktü mü, neden açılmıyor? OpenAI doğruladı Teknoloji ChatGPT çöktü mü, neden açılmıyor? OpenAI doğruladı
  • Fenerbahçe’den 100 milyon euro iddiasına yanıt Spor Fenerbahçe’den 100 milyon euro iddiasına yanıt
  • NBA’in milyarder yıldızı LeBron James, Philadelphia 76ers ile anlaştı en düşük maaşa imza attı Spor NBA’in milyarder yıldızı LeBron James, Philadelphia 76ers ile anlaştı en düşük maaşa imza attı
  • Keith Urban’dan boşanan Nicole Kidman, İtalya’daki bir otelde özel sermaye yatırımcısıyla görüntülendi Magazin Keith Urban’dan boşanan Nicole Kidman, İtalya’daki bir otelde özel sermaye yatırımcısıyla görüntülendi
MedyaPress
Android için APK İndir iPhone için iOS Yakında

© 2026 MedyaPress. Tüm hakları saklıdır. Tasarım ve yayın altyapısı MedyaPress Dijital Medya Ekibi tarafından geliştirilmektedir. Köşe yazıları, yorumlar ve konuk yazar içerikleri yazarlarının kişisel görüşlerini yansıtır; hukuki sorumluluk ilgili yazarlara aittir.

  • Künye
  • Uluslararası Yayın İlkeleri
  • Erişilebilirlik Politikamız
  • STDGD Yayın politikası
  • Öneri ve Bilgi Formu
  • Konuk Yazar Başvuru Formu
  • Reklam ve Sponsorlu İçerik Politikası
  • Tekzip
  • Gizlilik Politikası
  • Çerez politikası
  • İçerik Kullanım Şartları
  • Editoryal İlkeler
  • İletişim
  • Röportaj ve Söyleşi Politikası
  • Sponsorluklar
  • STDGD
  • Yazarlarımız
  • Künye Sorgu
  • TouchFlow
  • E-Magazin
  • Join the MedyaPress Global Network
  • Hakkımızda
  • About Us
  • Yayınlarımız
  • Düzeltme Politikası
  • Düzeltmeler Arşivi
  • Hata Bildir
  • Yapay Zeka Kullanım Politikası

Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.