Rusya-Ukrayna Savaşı, hızlı bir sonuçtan çok uzun süreli bir yıpratma savaşına dönüşmüş durumda. Cephedeki gelişmeler, diplomatik girişimler ve ekonomik baskılar birlikte değerlendirildiğinde iki tarafın da savaşı kendi lehine bitirecek koşulları henüz oluşturamadığı görülüyor.
Rusya, hâlâ askeri baskıyı sürdürebiliyor. Ukrayna ise Batı desteği sayesinde savunmasını koruyor ve Rusya’nın savaş kapasitesini hedef alan uzun menzilli saldırılar düzenliyor. Buna rağmen savaşın temel dengesi değişmiş değil. Moskova istediği siyasi sonucu alamadı. Kiev de kaybettiği toprakları geri alabilecek ölçekte bir askeri üstünlük kuramadı.
Bu nedenle savaşın bugünkü aşamasında asıl soru, kimin kazanacağından çok, hangi tarafın daha uzun süre dayanabileceği haline geliyor.
Rusya neden savaştan çekilemiyor?
Rusya ekonomisi, savaşın maliyetini taşımakta zorlanıyor. Batı yaptırımları, teknolojiye erişim kısıtlamaları ve savunma harcamalarının ağırlığı Moskova üzerinde ciddi bir baskı oluşturuyor. Avrupa Birliği de 2026 boyunca Rusya’ya yönelik ekonomik yaptırımları uzattı. Temmuz ayında kabul edilen yeni yaptırım paketi, Moskova’nın savaş ekonomisini daha fazla baskı altına almayı hedefliyor.
Fakat ekonomik zorluk ile savaşın sürdürülememesi aynı şey değil. Rusya, savaş ekonomisine önemli kaynak aktarmaya devam edebiliyor. Ayrıca enerji gelirleri, alternatif ticaret kanalları ve yaptırımların tamamen aşılmasa bile kısmen etkisizleştirilmesi Moskova’nın hareket alanını koruyor.
Burada Putin yönetiminin siyasi hesabı da önemli. Moskova açısından savaşın mevcut koşullarda sona ermesi, yalnızca askeri bir karar değil. Kremlin, yıllardır yürüttüğü savaşın ardından elde ettiği kazanımları korumak istiyor. Ukrayna’nın Batı ile bütünleşmesinin kalıcı hâle gelmesini de Rus güvenliği açısından ciddi bir kayıp olarak görüyor.
Bu nedenle Rusya’nın savaştan çekilmesi için ekonomik baskının tek başına yeterli olması beklenmemeli. Moskova’nın kararını değiştirecek olan temel unsur, savaşın maliyetinin siyasi ve askeri hedeflerden daha ağır hâle gelmesi olacaktır. Şu an için böyle bir eşik tam anlamıyla oluşmuş görünmüyor.
Rusya’nın önündeki sorun ise başka bir yerde. Savaş uzadıkça kazanımların maliyeti artıyor. Cephede ilerleme sağlansa bile bunun karşılığında yüksek askeri harcama yapılıyor. Üstelik Moskova’nın savaş hedefleri ile elde edebileceği sonuç arasındaki mesafe hâlâ tartışmalı. Bu nedenle Rusya, savaşı bitiremiyor ama savaştan kolayca vazgeçemiyor.
Ukrayna’nın hatası nerede?
Ukrayna’nın en büyük sorunu, savaşın başlangıcından beri kendi askeri kapasitesi ile Batı desteği arasındaki dengeye bağlı olması. Kiev’in direnme kapasitesi büyük ölçüde Avrupa ve ABD’nin silah, mühimmat, hava savunma ve mali desteğine dayanıyor.
Bu destek devam ediyor. Temmuz ayında Avrupa ülkeleri ve Kanada’nın Ukrayna’ya desteği artırma iradesi yeniden ortaya kondu. Bunun yanında Ukrayna’nın hava savunma kapasitesinin güçlendirilmesi ve uzun menzilli sistemlere erişimin artırılması da gündemde tutuluyor.
Ancak burada Ukrayna’nın stratejik bir açmazı bulunuyor. Kiev, Batı’nın desteğini kaybetmemek için savaşın devamını mümkün kılmak zorunda. Fakat savaş uzadıkça insan gücü, ekonomik kaynak ve altyapı üzerindeki yük büyüyor. Bu durum Ukrayna’nın pazarlık gücünü zaman içinde azaltabilir.
Ukrayna’nın bir diğer problemi, savaşın hedefleri ile mevcut askeri gerçeklik arasındaki fark. Kiev, toprak bütünlüğünü yeniden tesis etmek istiyor. Rusya ise mevcut kazanımlarını korumaya çalışıyor. Bu iki pozisyon arasında ciddi bir mesafe bulunuyor. Cephede kesin bir üstünlük oluşmadığı sürece diplomatik çözüm de kolay görünmüyor.
Ukrayna açısından en önemli hata, savaşın başından itibaren Batı desteğinin sınırsız ve sürekli olacağı varsayımına fazla güvenmek olabilir. Avrupa’nın desteği sürse de ABD’nin öncelikleri değişebiliyor. Washington’ın dikkatinin başka krizlere yönelmesi, Ukrayna’nın dış desteğe dayalı stratejisinin kırılganlığını artırıyor.
Bu, Ukrayna’nın savaştan vazgeçmesi gerektiği anlamına gelmiyor. Ancak Kiev’in askeri hedefleri ile diplomatik hedefleri arasında daha gerçekçi bir denge kurması gerekiyor. Çünkü savaşın uzaması her zaman Ukrayna’nın lehine işlemiyor.
Bugün gelinen noktada Rusya’nın ekonomik baskıya rağmen savaşı sürdürebildiği, Ukrayna’nın ise dış destek sayesinde direnmeye devam ettiği bir tablo var. Rusya’nın ekonomik olarak yıpranması önemli. Fakat bu yıpranmanın ne zaman siyasi bir geri çekilmeye dönüşeceği belirsiz. Ukrayna’nın Batı desteğini koruması da önemli. Ancak bu desteğin süresiz olduğu varsayımı da gerçekçi değil.
Bu nedenle önümüzdeki dönemde savaşın kaderini yalnızca cephedeki birkaç kilometrelik ilerleme belirlemeyecek. Rusya’nın ekonomik dayanıklılığı, Ukrayna’nın insan gücü ve savunma kapasitesi, Avrupa’nın desteği ve ABD’nin diplomatik yaklaşımı birlikte belirleyici olacak.
Diplomasi açısından da yeni bir dönem başlıyor. Avrupa ülkeleri Ukrayna’nın güvenliğini kendi güvenliklerinin bir parçası olarak görüyor. Temmuz ayında açıklanan Avrupa destek planlarında, ateşkes sonrasında Ukrayna’ya yönelik güvenlik garantileri ve çok uluslu bir gücün devreye girmesi gibi seçenekler de gündeme getirildi. Ancak bunun gerçekleşmesi için önce güvenilir bir ateşkes gerekiyor.
Rusya açısından ise savaşın sona ermesi, Ukrayna’nın Batı ile ilişkilerinin geleceği ve işgal edilen bölgelerin statüsü gibi temel sorunların çözülmesine bağlı. Bu konularda tarafların pozisyonları hâlâ oldukça uzak.
Sonuç olarak Rusya’nın savaştan çekilmemesinin nedeni yalnızca ekonomik gücünün hâlâ yeterli olması değil. Moskova, savaştan elde ettiği kazanımları kaybetme riskini de göze almak istemiyor. Ukrayna’nın temel sorunu ise Rusya’yı askeri olarak geri püskürtecek kapasite ile savaşın maliyetini taşıma kapasitesinin aynı düzeyde olmaması.
Bu nedenle savaşın kısa vadede kesin bir askeri sonuçla bitmesi zor görünüyor. Daha olası senaryo, tarafların birbirini tüketmeye devam ettiği ve sonunda askeri gerçeklik ile diplomatik zorunlulukların bir uzlaşmayı dayattığı bir süreç. Ancak bunun ne zaman gerçekleşeceğini bugün kesin olarak söylemek mümkün değil. Şimdilik Rusya savaşı kazanacak kadar güçlü değil, Ukrayna da savaşı kaybetmeyecek kadar destekten yoksun değil. Savaşın asıl düğümü tam da burada.
