Askeri Çekilme, Alan Kontrolü ve IŞİD Sonrası Belirsizlik
Suriye’nin kuzeydoğusunda son dönemde yaşanan gelişmeler, sahadaki askeri varlık düzeyindeki değişimlerin ötesinde, daha geniş bir güvenlik ve egemenlik tartışmasını beraberinde getirmektedir. ABD’nin bazı üslerden çekilmesi, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile Şam yönetimi arasındaki temasların artması ve Irak ve Şam İslam Devleti (IŞİD) bağlantılı kişilerin tutulduğu kamplarda gözlenen çözülme süreci, bölgenin savaş sonrası düzeninin henüz kurumsallaşmadığını göstermektedir.
Bu tablo, “çekilme” kavramından ziyade, aktörlerin pozisyonlarını yeniden tanımladığı bir geçiş evresine işaret etmektedir.
ABD’nin Askeri Varlığındaki Azalma ve Güç Dağılımı
ABD’nin kuzeydoğudaki askeri varlığını azaltması, Washington’un küresel önceliklerinde yaşanan kaymanın bölgesel yansıması olarak değerlendirilebilir. Bu süreç ani bir kopuştan ziyade, kademeli ve kontrollü bir yeniden konumlanma niteliği taşımaktadır. Ancak askeri görünürlüğün azalması, sahadaki güç dengesini doğrudan etkilemektedir.
Ortaya çıkan boşluk mutlak değildir. Bilakis, yerel ve bölgesel aktörler arasında yeniden dağıtılmaktadır. Şam yönetimi açısından bu durum, ülke topraklarında egemenlik iddiasını tahkim etme fırsatı sunmaktadır. Bununla birlikte İran destekli unsurların ve Rusya’nın denklemi etkileme kapasitesi, kuzeydoğuda çok katmanlı bir rekabet alanı yaratmaktadır. Dolayısıyla süreç, basit bir alan devri değil, karmaşık bir güç yeniden paylaşımıdır.
SDG-Şam Temasları: Siyasi Entegrasyonun Sınırları
SDG ile merkezi yönetim arasındaki görüşmeler, uzun süredir askıda olan idari statü tartışmalarını yeniden gündeme taşımıştır. Ancak bu temasların kalıcı bir siyasi çözüm üretip üretmeyeceği belirsizdir.
Şam yönetiminin temel önceliği, kuzeydoğudaki fiili özerk yapıyı merkezi idari sisteme entegre ederek toprak bütünlüğü vurgusunu güçlendirmektir. SDG açısından ise ABD’nin desteğinin azalması karşısında güvenlik garantisi ihtiyacı öne çıkmaktadır. Bu iki motivasyon örtüşmekle birlikte tam anlamıyla paralel değildir. Bu nedenle ortaya çıkabilecek modelin, geniş kapsamlı bir siyasi uzlaşıdan ziyade, güvenlik temelli ve aşamalı bir entegrasyon formu olması muhtemeldir.
Al-Hol ve Benzeri Kamplar: Radikalleşme ve Güvenlik Riskleri
Kuzeydoğudaki en kırılgan başlıklardan biri, IŞİD bağlantılı kişilerin tutulduğu Al-Hol ve benzeri kampların geleceğidir. Bu kamplar uzun süredir yalnızca insani değil, aynı zamanda güvenlik boyutu ağır basan yapılar olarak öne çıkmaktadır. Ailelerin ve örgüt bağlantılı kişilerin kontrolsüz biçimde dağılması ya da farklı bölgelere yönelmesi, radikal ağların yeniden yapılandırılması riskini beraberinde getirmektedir.
Kamplarda bulunan yabancı uyruklu kişilerin yargılanması ve geri kabul süreçlerine ilişkin uluslararası mekanizmanın zayıf kalması, sorunun kronikleşmesine neden olmaktadır. Hukuki belirsizlik, güvenlik riskini artıran temel faktörlerden biridir. Bu çerçevede, kamp sisteminin çözülmesi tek başına istikrar üretmemekte. Aksine, denetimsiz mobilite ve hücresel yapılanma ihtimalini güçlendirmektedir.
Dolayısıyla IŞİD sonrası dönemde karşılaşılan sorun, örgütün askeri kapasitesinden ziyade, ideolojik ve sosyolojik ağlarının yeniden üretim potansiyelidir.
Çok Katmanlı Bir Geçiş Dönemi
Suriye’nin kuzeydoğusunda mevcut tablo, savaşın askeri evresinden siyasi ve kurumsal yeniden yapılanma evresine geçişin sancılı olduğunu göstermektedir. Ancak bu geçiş henüz net bir çerçeveye oturmamıştır. Egemenlik, yerel özerklik, güvenlik sektörü reformu ve radikal unsurların rehabilitasyonu gibi başlıklar birbirine eklemlenmiş durumdadır.
Kurumsal altyapı oluşturulmadan atılan adımlar, geçici istikrar üretse dahi uzun vadeli kırılganlık yaratabilir.
Sonuç
Kuzeydoğu Suriye’de yaşanan gelişmeler, askeri çekilmeden ziyade güvenlik mimarisinin yeniden tanımlandığı bir döneme işaret etmektedir. ABD’nin rolünün azalması, SDG-Şam temasları ve kampların geleceği, kırılgan fakat yeni bir denge üretmektedir. Ancak bu denge, hukuki çerçeve ve kurumsal kapasite ile desteklenmediği sürece sürdürülebilir olmayacaktır. Önümüzdeki süreçte belirleyici olan, radikal ağların yeniden filizlenmesini engelleyecek ve merkezi otorite ile yerel yapılar arasındaki ilişkiyi netleştirecek kapsamlı bir düzenlemenin oluşturulup oluşturulamayacağıdır.
Kaynaklar
[1] Hazaimeh, Hani. “Syria’s Strategic Turn: Reclaiming Territory, Rebuilding State Authority.” Arab News, 17 Feb. 2026, https://www.arabnews.com/node/2633357. Erişim: 17 Şubat 2026.
[2] Salhani, Justin, and Nils Adler. “Exodus of ISIL-Linked Detainees from Syria Camp Sparks Security Concerns.” Al Jazeera, 17 Feb. 2026, https://www.aljazeera.com/news/2026/2/17/exodus-of-isil-linked-detainees-from-syria-camp-sparks-security-concerns. Erişim: 17 Şubat 2026.
[3] “US Troops Withdraw from Key Base in Syria after YPG Deal.” Daily Sabah, 15 Feb. 2026, https://www.dailysabah.com/politics/us-troops-withdraw-from-key-base-in-syria-after-ypg-deal/news. Erişim: 17 Şubat 2026.
