Hadi hep birlikte ciddiye alalım hayatı!
O kadar ciddiye alalım ki kendisini bir şey sansın, havaya girsin inek!
Birkaç milyonluk nefesimizi iyice burnumuzdan getirsin…
Sözüm meclisten dışarı;
Sonradan yüzümüz mü, ruhumuz mu, kalbimiz mi çirkinleşiyor, yoksa paket hâlinde mi çirkinleşiyoruz!?
Ahkâm kesmek değil bu.
Hayatın tamamını değil ama içinden cımbızlayarak bazı şeyleri ciddiye almalıyım.
Mesela kelimeleri ciddiye almalıyım.
Nasıl ki şapkalı “â”nın hakkını veriyorum…
O kadar ciddiye almalıyım bazı şeyleri.
Hepi topu birkaç milyon nefes alıp, karnımı doyurup, gezip tozup, öğrenip gideceğim!
Gamsızlığın da bir ölçüsü olmalı değil mi?

