Henüz 20’sinde, ancak kariyerine sığdırdığı başarılar onu şimdiden Türkiye motor sporları tarihinde ayrıcalıklı bir konuma taşıdı. Dört yaşında motokrosla iki teker üzerinde başlayan yolculuğu, bugün Team Petrol Ofisi sporcusu ve milli ralli pilotu olarak zirveye uzanıyor.
Kerem Kazaz, 2024’te 18 yaşındayken Türkiye motor sporları tarihinin en genç ralli şampiyonu unvanını kazanarak adını kayıtlara yazdırdı. 2025 sezonunda Türkiye RalliŞampiyonluğu’nu yeniden elde etmesi ise bunun istikrarlı bir yükseliş olduğunu kanıtladı. Aynı yıl ilk kez mücadele ettiği Junior World Rally Championship’i (JWRC) dördüncü sırada tamamlayarak uluslararası arenada da iddiasını ortaya koydu. Bugün ise Red Bull sporcusu olarak, Türkiye’de bu unvanla yarışan tek ralli pilotu konumunda.
Kazaz kendisini disiplini, hazırlığı ve sürekli gelişimi merkeze koyan bir sporcu olarak tanımlıyor. Ralli onun için sadece hız değil; saniyeler içinde doğru kararı verebilme, risk ile strateji arasındaki dengeyi kurabilme sanatı. Her etapta bir öncekinden daha iyi olmayı hedefleyen genç ralli pilotu, bu sezon da JWRC’de yarışarak dünya sahnesinde kalıcı başarılar elde etmeye ve Türkiye’den çıkan genç sporculara ilham vermeye kararlı.

Efsanevi pilot Ercan Kazaz’ın oğlu olmak hayatınıza ne kattı?
Ercan Kazaz’ın oğlu olmak, hayatıma çok erken yaşta hem bir sorumluluk hem de bir yön duygusu kattı. Dört kez Türkiye, bir kez Balkan şampiyonu olmuş bir pilotun oğlu olmak doğal olarak beklentiler getiriyor. Başta insanlar sizi sadece bir soyadından ibaret görebiliyor. Ama zamanla yolunuzu çizip kendinizi kanıtladığınızda, o miras bir baskıdan çok bir güce dönüşüyor.
Babamdan öğrendiğim en önemli şey, her zaman akıllı olmak ve stratejiye sadık kalmak. Rallide her şeyi bir anda kazanamazsınız; doğru zamanda, doğru adımlarla ilerlemeniz gerekir. Bugün de yarışırken aynı yaklaşımı benimsiyorum. Her etaba, her yarışa tek tek odaklanıyorum. Çünkü sürdürülebilir başarı, sabır ve doğru kararların bir sonucu.
Motor sporları hem cesaret işi hem de ciddi bir disiplin gerektiriyor. Fiziksel ve zihinsel olarak yarışlara nasıl hazırlanıyorsunuz?
Fiziksel olarak kondisyon ve refleks çalışmaları günlük rutinimin önemli bir parçası. Uzun etaplarda performansı ve konsantrasyonu koruyabilmek için kardiyo ve kuvvet antrenmanlarını dengeli bir şekilde sürdürüyorum. Çünkü rallide fiziksel olarak hazır olmak, zihinsel performansı da doğrudan etkiliyor.
Zihinsel tarafta ise hazırlık benim için en kritik noktalardan biri. Etapları zihnimde defalarca canlandırıyorum. Evde kullandığım simülasyon, notlara çalışmak ve on board görüntülerini analiz etmek bu sürecin önemli bir parçası. Böylece starta geldiğimde her şeyi mümkün olduğunca tanıdık ve hazır hissediyorum. Yarış sabahı odağım sakin kalmak ve kendimin en iyi versiyonunu ortaya koymak oluyor. Hiçbir zaman sadece kazanma düşüncesiyle start almıyorum. Çünkü biliyorum ki hazırlık sürecini sıkı tuttuğumda ve yüzde yüzümü verdiğimde, başarı zaten bunun doğal bir sonucu oluyor.

Geçen yıl dünya sahnesine adım attığınız JWRC’yi dördüncü sırada tamamladınız. Bu yıl yeniden JWRC’de yer alıyorsunuz. Burada mücadele ederken temel hedefiniz nedir?
JWRC benim için hem bir okul hem de bir vitrin. Geçen yıl dördüncü olarak çok değerli bir deneyim kazandım. Bu yıl hedefim daha istikrarlı, daha olgun bir performans ortaya koymak.
Beş ayaktan oluşan sezonun her yarışına ayrı ayrı odaklanıyorum. Genel klasmanı düşünmek yerine her rallide maksimum performansı hedefliyorum. Uzun vadede bu seri beni Dünya Ralli Şampiyonası’nın en üst seviyesine, yani WRC’ye taşısın istiyorum. Ama adım adım ve sağlam ilerleyerek.
Yakın zamanda global bir marka çatısı altına girmek size nasıl bir motivasyon sağladı?
Her zaman bir Red Bull sporcusu olmak istemiştim. O yüzden bu işbirliği benim için bir hayalin gerçekleşmesi gibi ve beraberinde ciddi bir motivasyon getiriyor. Beklentiler artıyor mu? Belki biraz artıyordur. Ama rakiplerinizin size bakışının değiştiğini hissediyorsunuz. Bu da açıkçası hoşuma gidiyor.
Uluslararası arenada rekabet etmenin sizin için anlamı nedir?
Uluslararası arenada yarışmak, kendi sınırlarınızı daha net görmenizi sağlıyor. Farklı ülkelerden, farklı sürüş kültürlerinden gelen pilotlarla mücadele ediyorsunuz. Bu da sizi hem teknik hem zihinsel olarak büyütüyor. Ayrıca ülkenizi temsil etmek büyük bir gurur. Start çizgisinde Türk bayrağını taşıdığınızı bilmek ekstra bir sorumluluk yüklüyor, ama aynı zamanda büyük bir motivasyon kaynağı oluyor.
Bu kadar farklı zemin ve koşulda yarışmak sizi nasıl etkiliyor?
Toprak, asfalt, çamur, kar… Her zemin farklı bir karakter istiyor. Bu çeşitlilik beni daha esnek bir pilot yaptı. Araç ayarlarından sürüş stiline kadar sürekli adapte olmayı öğreniyorsunuz. Rallide en büyük güç uyum sağlama becerisi. Şartlar değiştiğinde paniklemek yerine çözüm üretmeye odaklanmak gerekiyor. Bu da hem sporcu hem insan olarak sizi geliştiriyor.

Yarış günlerinde atmosferi nasıl buluyorsunuz? Takım ruhu sizin için ne ifade ediyor?
Yarış günleri yoğun ama çok özel. Start öncesindeki sessizlikle etap içindeki adrenalinin kontrastı tarifsiz. Takım ruhu ise bu işin görünmeyen kahramanı. Direksiyon başında yalnızım ama arkamda mühendislerim, mekanikerlerim, co-pilotum ve tüm ekip var. Başarı bireysel görünse de aslında kolektif bir emeğin sonucu. Takımımla aynı hedefe kilitlenmek bana güven veriyor.
“Aslında tüm yarışlar benim için aynı. Her start öncesinde aynı şekilde motive oluyor, aynı hırsı hissediyorum ve her etapta aynı keyfi alıyorum.”
Şimdiye dek yarış öncesinde yaşadığınız en büyük sorun ne oldu?
Rallide yarış öncesi en büyük zorluk genelde belirsizlik oluyor. Her şey planladığınız gibi gitmeyebiliyor; hava, şartlar ya da kontrolünüz dışındaki detaylar son ana kadar değişebiliyor. Ama bu bana adapte olmayı öğretti. Start çizgisine geldiğimde odağım her zaman aynı: Hazırlığıma güvenmek ve en iyi performansımı ortaya koymak.

Türkiye’de motor sporlarına ilgiyi nasıl görüyorsunuz?
Türkiye’de motor sporlarına ilgi giderek artıyor. Özellikle gençlerin bu spora daha bilinçli yaklaştığını görüyorum. Doğru yatırımlar, altyapı projeleri ve uluslararası başarılarla birlikte bu ilginin daha da büyüyeceğine inanıyorum. Bizim uluslararası arenadaki sonuçlarımız da genç sporcular için bir motivasyon kaynağı. Önümüzdeki yıllarda daha fazla Türk pilotunu dünya sahnesinde görebileceğimizi düşünüyorum.
Adrenalininizi en çok yükselten yarışınız hangisi?
Aslında tüm yarışlar benim için aynı heyecanı taşıyor. Her start öncesinde aynı şekilde motive oluyor, aynı hırsı hissediyorum ve her etapta aynı keyfi alıyorum. Bu yüzden tek bir yarış seçmek benim için zor. Türkiye’de yarışmayı da çok seviyorum; o etaplarda kendimi çok rahat hissediyorum. Dünya Şampiyonası’nda ise rekabet seviyesi ve zorluk çok daha yüksek. Bu da hem adrenalini artırıyor hem de beni performans olarak bir üst seviyeye taşıyor.
Ralli hayali kuran yaşıtlarınıza ne söylemek istersiniz?
Ralli dışarıdan sadece hız gibi görünebilir ama aslında sabır, disiplin ve tekrar sporudur. Eğer gerçekten istiyorsanız, önce kendinize yatırım yapın. Fiziksel olarak güçlü olun, zihinsel olarak dayanıklı olun ve en önemlisi sürece âşık olun. Başarı bir anda gelmiyor. Ama her gün küçük bir adım attığınızda, o yol sizi hayal ettiğiniz start çizgisine mutlaka götürüyor.
Kaynak Vogue

