Onkoloji ve biyoteknoloji dünyası, çağımızın en agresif ve sinsi ilerleyen hastalıklarının başında gelen pankreas kanserine karşı yürütülen tarihi bir klinik zaferi konuşuyor. Mevcut tıp literatüründe tanı konulduktan sonra beş yıllık hayatta kalma oranı sadece yüzde 3 seviyelerinde seyreden ve vakaların yüzde 80’ine ancak metastatik evrede müdahale edilebilen bu ölümcül hastalıkta ilk kez ezber bozan bir başarıya ulaşıldı. ABD merkezli biyoteknoloji şirketi Revolution Medicines tarafından geliştirilen deneysel bir kanser hapı, yürütülen Faz çalışmaları neticesinde hastaların yaşam süresini tam iki katına çıkararak tıp tarihinde yeni bir mihenk taşı oluşturdu.
ASCO KONGRESİNDE AÇIKLANDI: ÖLÜM RİSKİ YÜZDE 60 ORANINDA AZALDI
Chicago’da düzenlenen dünyanın en büyük kanser konferansı Amerikan Klinik Onkoloji Derneği (ASCO) yıllık kongresinde sunulan 500 kişilik geniş kapsamlı klinik deneme sonuçları, onkologlar tarafından büyük bir heyecanla karşılandı. Daha önce en az bir tur kemoterapi tedavisi görmüş ve başarısız olmuş ileri evre pankreas kanseri hastaları üzerinde denenen “daraxonrasib” adlı günde tek doz alınan hap, standart kemoterapi protokollerine karşı test edildi.
Klinik veri tabanına işlenen resmi sonuçlara göre, bu deneysel molekülü kullanan hastaların genel ölüm riski, geleneksel kemoterapi alan gruba kıyasla yüzde 60 oranında radikal bir düşüş sergiledi. Arizona Üniversitesi Kanser Merkezi ve ASCO Pankreas Kanseri Komitesi Kıdemli Uzmanı Dr. Rachna Shroff, kemoterapinin ardından hastalığı ilerleyen (progresyon gösteren) hasta grubunda bugüne kadar böyle bir hayatta kalma süresi uzaması ve ölüm riski azalmasının asla gözlemlenmediğini belirterek, “Bu ilaç, modern onkolojinin aradığı tüm kriterleri eksiksiz karşılıyor” açıklamasında bulundu. Rapor edilen ön verilere göre ilaç, tanı anından ölüme kadar geçen süreyi kemoterapideki 6,7 aylık çaresiz sınırdan alarak 13,2 aya fırlattı.

RAS(ON) İNHİBİTÖRLERİ TEKNOLOJİSİ: TÜMÖRLERİ HÜCRESEL DÜZEYDE KÜÇÜLTÜYOR
Tıp dünyasında “sınıfının ilk örneği” (first-in-class) olarak tescillenen daraxonrasib maddesi, kanser hücrelerinin büyümesini ve agresif şekilde çoğalmasını tetikleyen sinsi RAS gen varyantlarını hedef alan RAS(ON) inhibitörleri adı verilen yepyeni bir mekanizmaya dayanıyor. Özellikle pankreas tümörlerinde en sık rastlanan “G12” adlı spesifik RAS mutasyonuna sahip hastalar üzerinde yapılan incelemelerde, ilacın tümör odağını baskılama gücü somut olarak kanıtlandı.
Geleneksel kemoterapide tümörün kontrol altında tutulma süresi 3,5 ayda kalırken, bu yeni akıllı hapı kullanan G12 mutasyonlu hastalarda tümör büyümesi ortalama 7,3 ay boyunca tamamen durduruldu. Genel popülasyon taramalarında ise kemoterapi alan hastaların sadece yüzde 11,2’sinin tümörlerinde küçülme gözlenirken, daraxonrasib kullanan hastaların yüzde 31,6’sında kanserli dokuların belirgin şekilde küçüldüğü veya tamamen yok olduğu tescillendi. Harvard Üniversitesi Dana-Farber Kanser Enstitüsü Baş Araştırmacısı Dr. Brian Wolpin, “Bu sonuçlar bilim insanlarının, onkologların ve hastaların pankreas kanseri tedavi protokollerine bakış açısını kökten değiştirecektir” sözleriyle klinik devrimi özetledi.
KEMOTERAPİYİ BIRAKTIRAN AĞIR YAN ETKİLERE KARŞI YÜKSEK HASTA UYUMU
Kanser tedavilerinde geliştirilen yeni moleküllerin en büyük handikaplarından biri olan toksisite ve ağır yan etki profili, daraxonrasib çalışmasında hastaların lehine bir tablo sergiledi. Klinik kayıtlara göre, kemoterapi gören hastaların yüzde 11,2’si ağır halsizlik, bulantı ve toksik etkiler nedeniyle tedaviyi yarıda bırakmak zorunda kalırken, bu yeni hapı kullanan hastaların sadece yüzde 1,2’si yan etkiler sebebiyle çalışmadan ayrıldı. İlacın en sık görülen yan etkisi hastaların yüzde 86,3’ünde gelişen cilt döküntüleri, ağız içi yaraları (stomatit) ve ishal oldu. Ancak uzmanlar, bu döküntülerin basit antibiyotik kombinasyonları ve topikal steroid kremlerle tamamen kontrol altına alınabildiğini bildirdi.
İlacın yarattığı en büyük mucize ise hastaların yaşam kalitesinde görüldü. Teksas’taki dünyaca ünlü MD Anderson Kanser Merkezi’nden Baş Araştırmacı Dr. Shubham Pant, kanser ağrıları ve sinsi semptomlar yüzünden hayata küsen, en sevdikleri sporları dahi bırakmak zorunda kalan pek çok hastasının, tedavinin henüz ilk ayında ağır narkotik ağrı kesicilere olan bağımlılıklarından kurtularak aktif sosyal yaşamlarına geri dönebildiklerini müjdeledi. ABD Gıda ve İlaç İdaresi’nin (FDA) 1 Mayıs tarihi itibarıyla ilaca genişletilmiş erişim programı (expanded access) hakkı tanıması ve ruhsatlandırma sürecinde hızlı inceleme (speedy review) takvimini başlatması, tüm dünyada bu sinsi hastalıkla mücadele eden binlerce hasta ve yakınları için yepyeni bir umut ışığı oldu.

