Mikro evrende geçerli olan fizik kuralları, günlük hayat deneyimlerimize meydan okumayı sürdürüyor. Kısmen yansıtıcı bir yüzeye tek bir ışık taneciği gönderdiğinizde, parçacık hem yansıyan hem de karşıya geçen hatta aynı anda bir olasılık durumu oluşturur. Fakat hattın sonundaki algılayıcılardan biri fotonu saptadığı an bu olasılık dalgası çöker.
Sonuçta tek bir foton asla ikiye bölünemez. Ancak Norveçli üç fizikçinin son teorik hesaplamaları, bu sürecin tam ortasında yapılacak radikal bir hamlenin tüm dengeleri değiştireceğini ortaya koydu.
Hesaplamalara göre yansıma esnasında aynanın aniden çekilmesi, sistemde beklenmeyen bir karmaşaya yol açıyor. Fizik yasaları gereği bir olayın gerçekleşme süresi kısaldıkça, ihtiyaç duyduğu frekans tayfı genişlemek durumunda kalır. Işık tam yansırken engelin kalkması, yansıyan dalgayı aniden sıfıra düşürürken, geçen dalgayı ise sıfırdan zirveye fırlatır.
Oluşan bu iki sert geçiş noktası, orijinal fotonun sahip olduğu bant genişliğini aşan yeni bir ihtiyaç doğuruyor. Süreçteki ani kesinti, tek bir fotonun farklı frekanslarda birden fazla yeni parçacık üretmesini tetikliyor. Doğarak çevreye yayılan bu yeni fotonlar, yansıyan ile iletilen ışığın ortak bir bileşimi gibi davranıyor. Böylece ortamda birden fazla parçacık belirdiği için, aynanın her iki tarafına yerleştirilen dedektörlerin aynı anda sinyal verme imkanı oluşuyor.
Femtosaniye seviyesindeki lazer teknolojisi
Bu teorik süreci gerçek bir laboratuvar masasına taşımak ise ciddi mühendislik engellerine takılıyor. Zira hesaplar, aynanın yansıtıcı durumdan geçirgen forma geçişinin yaklaşık 10 femtosaniye gibi akılalmaz bir hızda tamamlanması gerektiğini gösteriyor.
Mekanik bir aynayı bu süre zarfında hareket ettirmek imkansız. Araştırmacılar çözümü, yarı iletken malzemeleri son derece hızlı lazer darbeleriyle anında saydamlaştırmakta buluyor. Fizikçiler benzer sistemlerin lazer teknolojisinde kullanıldığını fakat durumun tek foton ölçeğinde henüz deneysel olarak gözlemlenmediğini belirtiyor.

