Close Menu
Türkiye ve Dünya’dan Son Dakika Haberleri | MedyaPress
  • Dünya
    • Almanca Aktüel
  • Yaşam
  • Gündem
  • Ekonomi
  • Siyaset
  • Spor
  • Sağlık
  • Magazin
    • Aşk ve İlişkiler
  • Teknoloji
  • Bilim
  • Otomobil
  • Kültür Sanat
    • Sinema
    • Konser
  • Röportajlar
    • Biyografi
  • Seyahat
  • Mekan
    • Gurme
  • Moda
  • Güzellik
  • Yazarlar
Facebook X (Twitter) Instagram Threads
Türkiye ve Dünya’dan Son Dakika Haberleri | MedyaPressTürkiye ve Dünya’dan Son Dakika Haberleri | MedyaPress
  • Röportajlar
  • Moda
  • Mekan
  • Seyahat
  • Gurme
  • Güzellik
  • Aşk ve İlişkiler
  • Kültür Sanat
  • Sinema
    • Konser
      • Kitaplar
  • Biyografi
    • Ne Nasıl?
Konuk Yazar Başvuru
  • Gündem
  • Dünya
  • Yaşam
  • Ekonomi
  • Siyaset
  • Spor
  • Magazin
  • Teknoloji
  • Bilim
  • Otomobil
  • Yazarlar
    • Yazarlar Arşiv
  • STDGD
Türkiye ve Dünya’dan Son Dakika Haberleri | MedyaPress
Home»Yazarlar»Yeni Sosyalleşme ve Dilimize Etkisi
Yazarlar

Yeni Sosyalleşme ve Dilimize Etkisi

Ocak 15, 2026Ayser ErmişBy Ayser Ermiş
Ayser Ermiş_yazar

Yeni Sosyalleşme

Teknolojinin gelişmesiyle birlikte iletişim ve sosyalleşmenin de şekli değişti; MSN, görüntülü görüşme, toplu mesaj, blog, sosyal medya gibi kavramlar günlük hayatımızdaki yerlerini aldı. İnternet teknolojisindeki ilerlemeler, bu nesil insanında özellikle gençlerinde yeni bir mantalite ve yaşam biçimi geliştirdi. Sabırsız, aceleci, her şeyi çarçabuk tüketen, okuduğu metnin sonunu getirmede zorlanan genç bir kitle ortaya çıktı.

Günden güne yaygınlaşan internet, tüketim kültürümüzü değiştirdiği gibi ilişkilerimizi, haber alma kanallarımızı, medyayı, iletişimi de yeni şekle soktu. Ana dilimiz Türkçe de bu değişimden nasibini aldı. Türkçeye benzemeyen, İngilizce olmayan; yazılı fakat yazı dili olmayan garip, yapay bir dil çıktı ortaya.

Kişiler için ana dilini doğru konuşmak ve yazmak sağlıklı iletişim kurmanın ilk şartı olmakla birlikte, bunun aynı zamanda milli bir konu olduğunu kabul etmek gerekir. Toplumlar, kendi dillerini doğru ve özenli kullanabildikleri, dillerinin inceliklerini ve kurallarını bildikleri oranda bilim, kültür ve edebiyat üretebilirler; ortaya konan eserler bu sayede dünya sahasında hak ettiği yere ulaşır.

Yüz yüze iletişimden sanal iletişime

Yazılı, sözlü, işitsel, görsel, işaretsel gibi pek çok şekilde gerçekleştirdiğimiz iletişim; insanlık tarihi kadar eski bir ihtiyaç hatta hayati bir zorunluluk. Yüz yüze iletişim, verici/kaynak ile alıcı/hedef arasında, herhangi bir vasıtaya ihtiyaç duyulmadan direkt ve geri bildirim anında gerçekleştiği en temel ve en eski iletişim türü.

Gazete, radyo, televizyon gibi kitle iletişim araçlarının gelişmesiyle yüzyıllar boyunca evrilerek yeni şekle giren, farklı boyutlar kazanan iletişim, internet teknolojisiyle birlikte bugün artık küresel ve kitlesel hale geldi.

Klasik ya da geleneksel medyanın sağladığı, tek yönlü, edilgen iletişim şekli, günümüzde tümüyle değişerek tarafları etken kıldı, karşılıklı etkileşimin ve geri bildirimin sağlandığı, bilgi akışının çok hızlı gerçekleşebildiği bir şekle büründü. Sadece izleyici, dinleyici ya da okuyucu olunan iletişim biçimi yerine; kullanıcının hem içeriği ürettiği hem de tükettiği hale dönüştü. Gelgelelim bu yeni nesil iletişim, büyük kitlelere ulaşmada başarılı olurken, geleneksel iletişim ürünlerine göre büyük oranda nitelik kaybına uğradı.

Sosyal Medya denilen bu yeni nesil iletişimin geleneksel medyaya göre başka bir farkı da: sosyal psikolojiyi etkileme gücü ve toplumsal bilinç oluşmasını, geleneksel medya organlarına göre daha kolay sağlayabilmesi. Ancak bu yeni medya tipi, karşımıza denetimi zor, yasal düzenlemeleri zayıf ve bilgi güvenirliliği yetersiz bir tablo çıkardı.

Zamanın, eski çağlara göre çok daha hızlı aktığı günümüzde, internet sayesinde bilgiye ulaşmak da dünyanın uzak noktalarıyla haberleşmek de hem çok kolaylaştı hem de hızlandı. Kalabalık aileler, komşu, akraba ziyaret ve sohbetler dönemi sona erdi, sosyalleşme bu yeni dönemde dijitalleşti, sosyal medya kanallarıyla gerçekleştirilir oldu. Oysaki sanal dünyanın kapıları açıldıkça gerçek dünyamız küçüldü, aileler daraldı, tanıdıklar azaldı, yalnızlaştık. Komşularımızla, mahalle esnafıyla selamlaşmayı kestik öte yandan dünyayla iletişime geçtik.

Yeni Bir Bağımlılık Türü Ortaya Çıktı

Çok kısa bir geçmişe sahip olmasına rağmen, sosyal medya ve internet kullanımı akıl almaz bir hızla yaygınlaştı. Yeni neslin, internetin olmadığı bir zamanın nasıl olduğu konusunda herhangi bir fikri yok. İnterneti elinden alınmış bir çocuk, hayat damarları kopartılmış gibi hissediyor. Çocuklar, zamanlarının büyük kısmını, internet veya sosyal medyada geçirmenin herhangi bir rahatsızlığını hissetmiyorlar bile. Bana kalırsa esas sorun internet başında geçirilen süre konusunda sınır olmaması. Uzun süre gerçek hayattan kopmaları, gerçeklik algısını yitirmelerine sebep oluyor. Empati kurmalarını zayıflatıyor, iletişim kurmada başarısız oluyorlar. Ana dillerine yabancılaşıp kendilerini ifade edemiyorlar.  Öldürerek, yakıp yıkarak bölüm atlayan oyunlar, dillerindeki şiddet ifadelerini artırıyor.

Sosyal medya kullanıcıların önemli bir çoğunluğu için görünür olmak ve görünür kalmak hedef haline gelmiş durumda. Takipçi sayılarını arttırmak, izlenmek ve beğenilmek bir tutku adeta. Andy Warhol’un “herkes 15 dakikalığına meşhur olacak” sözü bugünü işaret ediyor gibi… Sosyal medya kullanıcıların hayatlarıyla ilgili sundukları kesitler, aslında gerçekçi değil, tam da gösterildiği gibi olmayan hayata inandırmaya çalışıyorlar takipçilerini. Paralel bir gerçeklik içinde, Doğan Cüceloğlu’nun da dediği gibi “-miş gibi” hayatlar sunuluyor. Gün boyu gezilip görülen yerlerden, yenilip içilen şeylerden kesitler yakalayıp sosyal medyada paylaşmak, anı yaşamaktan daha kıymetliymiş gibi algılanıyor. Bu durum samimiyet ve dürüstlük kavramlarını adeta törpülüyor. Bir süre sonra paylaşım yapan da bu sahte, sanal gerçekliğe inanmaya başlıyor.

Sosyal Medyada Kuralsız Türkçe

Sosyal Medya kullanıcılarının büyük çoğunluğunun kendi ana dillerini özensiz kullanma eğilimi, hızlı yazmaya çalışmaktan mı, konuşuyormuşçasına samimi bir hava yaratma çabasından mıdır bilinmez. Ancak görünen o ki, sosyal medya üzerinde, yeni bir dil oluşmuş durumda. İmla hataları hiç önemsenmiyor, noktalama işaretleri doğru yerde kullanılmıyor. Sosyal medya kullanıcılarının -benim de dahil olduğum çok az kısmı- imla kurallarına uyuyor. Ne garip ki bu durum da fazla resmi hatta demode bulunuyor.

Başka bir problem de doğrudan iletişimde kullanamayacağımız ifadelerin sosyal medya ortamında çok rahat kullanılabilmesi. “Nickname” denilen müstear isimlerle nezaket kurallarını zorlayan patavatsızca söylemler rahatça kullanılabiliyor. Üstelik bu durum özgürlük olarak kabul ediliyor.

Sosyal medya ortamında yapılan en yaygın hatalar, büyük harf- küçük harf kurallarına uyulmaması, bitişik ve ayrı yazılması gereken eklerin yanlış yazılması, Türkçe karşılığı olduğu halde -daha itibarlı bulunuyor olabilir- yabancı kelimelerin yerli yersiz serpiştirilmesi, mrb, cnm, tmm… gibi kısaltmalar yapılması, Türkçe alfabede olmayan w,x,q harflerinin kullanılması, iki nokta yan yana (..) aslında Türkçe imla işaretlerinde var olmayan yeni bir işaret türetilerek kullanılması, kelimelerin sadece sessiz harflerle yazılması gibi örnekler hemen göze çarpıyor.

Geleneksel medya ile yetişmiş bireyler ile sosyal medya ile yetişmiş bireyler birbirini anlamada güçlük yaşayabiliyor. Torunun, ninesine yaprak testini sorduğunda, ninenin bunu “testi” zannetmesi, örneğinde olduğu gibi nesiller arasında yaşanagelen iletişimde kopukluk internetteki yeni dil sayesinde çok daha hızlı gerçekleşiyor.

Emoji Her İşe Yarıyor 😊

Sosyal Medyada bir başka ifade şekli de sürekli yenileri eklenen ve çoğalan resim ve şekiller. Sosyal Medya kullanıcıları, hemen hemen her duygu, durum ve yorumlarını tek bir tuşla menüden seçecekleri karakterlerle kısa yoldan anlatabiliyorlar. Antik Mısır’a ait hiyeroglif resim yazılı tabletlerde kullanılan şekillere benzeyen “emoji” denilen bu ifadeler ile cümle kurmak, kendini anlatmak için düşünmek gibi bir külfetten de kurtulmuş olunuyor. Bu durum yine bireyin gerçek hayatta kendini ifade etme ve iletişimi sürdürme becerisini zayıflatıyor. Tek bir resimle “gülüyoruz ağlanacak halimize” diyebiliyor; yine tek bir ifade ile mutluluğun resmini yapabiliyorsunuz. Bir de klavye başında tembelliği daha da abartanlar var. Onlar da çok güldüklerini ya da komik bulduklarını anlatmak için rastgele tuşlara basmayı tercih ediyorlar. kjghkjhg

Türkçe Bir Karşılığı Var

Yeni nesil medyada yaygın olarak kullanılan yabancı sözcüklere Türkçe karşılık bulmak hiç de zor değil aslında. Yoksa bile Türkçe’nin yeni kelime türetmeye elverişli yapısı sayesinde yeni kelimeler rahatlıkla türetilebilir. En çok kullanılan yabancı kelimelere örnek şunlar olabilir: app: uygulama, banlanmak: yasaklanmak, bio: özgeçmiş, block: engellemek, blog: bilişim günlük, günce, bot: sahte, caption: açıklama, izahat, chat: sohbet, click: tıklamak, DM: direkt ileti, emoji: gösterge, simge, ikon, follow: takip, favlamak: gözde, hacker: yetkisiz erişen, hacklemek: yetkisiz erişmek, hashtag: konu birliği, etiket, influencer: uzman tanıtımcı, like: beğeni, link: yönlendirme, LOL: çok komik, mail: posta, mektup, name, mobil: gezgin, gezici, multimedia: çoklu  ortam, nickname: takma isim, mahlas, rumuz, page reach: etkileşim, portal: geçiş, printer: yazıcı, profil: öz sunum, random: rastgele, reply all: tümünü yanıtlamak, repost etmek: tekrar paylaşmak, scanner: tarayıcı, selfie: özçekim, share: paylaşım, spam: ikaz, uyarı, SS: ekran görüntüsü, stalk: gözetlemek, story atmak: hikayede paylaşmak, trend: eğilim, troll: sahteci, gizli kimlik, unfollow: takibi bırakmak, webinar: çevirim içi  toplantı.

Sonuç olarak yeni medya dili, kendine has jargonların kullanıldığı, sosyal medyayı kullanmayanların anlamakta zorlandıkları, dil yozlaşmasının yaşandığı mecra olarak karşımıza çıkıyor. En önemli özelliği kendine has kısaltmalar, dikkatsiz ve kuralsız yazım ve yabancı kelimelerin bolca kullanılması. Sosyal medyada kullanılan bu enteresan dilin gerçek hayata taşınması, kendi ana dilini doğru kullanamayan, uzun metinleri okuyup anlamakta zorlanan ve kelime hazinesi, “zayıf bir genç neslin” bir neslin ortaya çıkmasına sebep olduğu gibi Türkçe’nin anlam genişliği, yoğunluğu ve sürekliliği üzerinde de olumsuz etki yaratıyor.

Ayser Ermiş – Diğer Yazıları
  • Centilmen Atatürk – Ayser Ermiş
  • Kötülüğün Sıradanlığı – Ayser Ermiş
  • 19 Mayıs’tan 9 Eylül’e: Bir Milletin Yeniden Doğuşu
  • Zeytinin Vazgeçtiği Yer – Ayser Ermiş
  • Vahşi Batı kanlı yüzünü yine gözler önüne serdi – Ayser Ermiş
Share. Facebook Twitter LinkedIn Telegram WhatsApp
Avatar fotoğrafı
Ayser Ermiş
  • Website

Yaşam

ABD’de tutuklanan 5 yaşındaki çocuk depresyona girdi.

Ocak 29, 2026
Dünya

ABD-İran krizinde Türkiye devrede: İran Dışişleri Bakanı Ankara’ya geliyor

Ocak 29, 2026
Sinema

Şubat ayında kaçırmamanız gereken filmler

Ocak 29, 2026
Otomobil

Otomobilde dünya devi yine değişmedi.

Ocak 29, 2026

Dünyayı Sizin İçin Takip Ediyoruz!

Tarafsız, Küresel Habercilik
Bize katılın
Talepler
Kurumsal
  • Künye
  • Uluslararası Yayın İlkeleri
  • Erişilebilirlik Politikamız
  • STDGD Yayın politikası
  • Öneri ve Bilgi Formu
  • Konuk Yazar Başvuru Formu
Kurumsal
  • Tekzip
  • Gizlilik Politikası
  • Çerez politikası
  • İçerik Kullanım Şartları
  • Editoryal İlkeler
  • İletişim
Kurumsal
  • Sponsorluklar
  • STDGD
  • Yazarlarımız
  • Konuk Yazarlarımız
Biz Kimiz?
  • Hakkımızda
  • Yayınlarımız
  • Tv
  • Radyo
  • Podcast

© 2025 MedyaPress – Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kopyalanamaz, çoğaltılamaz ve kullanılamaz.

Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.

🔊 Makale okunuyor...