
Karanlıkta ölmek: Bir milyarderin vizyonu
Washington Post’un sahibi Jeff Bezos gazetenin görüş sayfalarını editör David Shipley’in istifasına yol açan bir yenilemeye gitti.
Çarşamba sabahı, David Shipley ile bir araya gelen Bezos gazetenin görüş bölümünde artık yalnızca “kişisel özgürlükler ve serbest piyasalar” lehine yazılar yayınlanacağını söyledi. Masadaki bir katılımcıya göre, Bezos’un dürüstlüğünü öven Shipley, milyarderin “kesinlikle benden daha iyi bir iş geçmişine sahip” dediğini aktardı.
Evet, Amazon bir dev. Ancak bu haftanın sarsıcı haberleri, Post gibi yayınların görüş sayfalarının en azından tüm Amerikan yelpazesini yansıtmaya çalıştığı on yıllardır süregelen geleneğe aykırı olarak, Bezos’un gazetecilik işinde raydan çıktığını gösteriyor.
Kişisel olarak editoryal çizgiyi önemli ölçüde yeniden yönlendirdiğini ve hatta muhalif görüşlere bile yer vermeyeceğini duyuran Bezos, Post’un imajına ciddi bir tehdit oluşturuyor.
Başka bir keskin örneklem ise; Bezos’un Amazon ve diğer şirketlerindeki sözleşmelerini geri çekme yetkisine sahip olan yeni dostu Donald Trump’ın gözüne girmek için Post’un ayarlarıyla oynadığı fikri.
Gazetenin imajı, gazetecilik fakültesi profesörleri için soyut bir soru değil. Yani mesele dolar ve sent meselesi. Bir başka değişle tamamen maddi. Okuyucular bir yayının ismine güvenmiyorsa, Pulitzer ödülüne layık hiçbir haber bunu düzeltemez. Post’un geniş tabanlı bir kitleye ulaşması gerektiğine inanan Bezos için bu şaşırtıcı bir kör nokta.
Bu yüzden, Post’un beklentileri söz konusu olduğunda, ipotek ödememi, Bezos’un yargılarından ziyade, bir fikir gazeteciliği müdaviminin ticari yargılarına bağlamayı tercih ederim.
Sonuçta, şirkete geçen sonbaharda yüz binlerce ücretli abone kaybettiren Post değil, Bezos’un kendisiydi. Ve son kararında yayının markasını Washington’ın çıkarlarından uzaklaştırıp Silikon Vadisi’nin politikalarına doğru etkili bir şekilde yeniden şekillendirdi.
Sahipleri, sahip oldukları yayınlarda son sözü söyleyebilirler ancak aralarındaki en akıllıları, haber merkezlerinin ve yayın kurullarının korku veya kayırmacılık olmadan kendi kararlarını vermelerine izin verdiler.
Geçtiğimiz yıla kadar, Bezos’un Post’taki başarısızlıkları büyük ölçüde ihmal günahı olarak görülüyordu. Bezos gazeteyi 2013’te 250 milyon dolara satın aldı ve üstüne körelmiş kaslarını güçlendirmek için milyonlarca dolar daha harcadı. Buna rağmen, ilk Trump döneminin haber akışı sona erdiğinde yayınlar derin bir şekilde kırmızıya yani eksiye düştü. Bezos, sorunları “insanlar sizin yazdıklarınızı okumuyorsa” gibi kaygıları olmayan muhafazakar gazetecilere bağlayan bir yayıncıyı işe alarak yeniden yapılandırdı. Belki de haklıydı, ancak bu, Bezos’un sahipliğinin ilk on yılında mağazaya kimin baktığı sorusunu da gündeme getirdi.
Yine de müdürler okuyucu sayısını artırmaktan bahsederken, sahibi (Bezos) gerçek ve potansiyel okuyucuları kişisel olarak yabancılaştırdı; önce desteği artırarak, sonra Trump’ın göreve başlama töreninde ileri gelenlerin arasında yer alarak. Ve genellikle ana akım görüşlerin titiz bir deposu haline gelerek…
Yani, yayının fikir sayfaları artık çok zengin sahibinin hükümeti yöneten adamla yakınlık kurması için bir araç gibi görünme riskiyle karşı karşıya. Bu imajın, tüm ekibe, yönetim hakkında dedikodular çıkarmaya devam eden, korkak olmayan, yozlaşmamış habercilik ekibine de yapışmasını engellemek gerçekten zor olacak.
‘DEMOKRASİ KARANLIKTA ÖLÜR’
Bezos, herkesten çok, bunu bilmeli: “Demokrasi Karanlıkta Ölür” fikrini ortaya atan marka dehası odur.
Haberin başında bomba etkisi yaratan istifa duyurusu birçok gazeteci arasında medya etiği meselesi olarak tartışılıyor: Bezos, bir sahip olarak fikir meselelerinde söz sahibi olma hakkına sahip miydi? Yoksa bu tür bir sürece karışmak en azından 1950’lere dayanan normların ihlali miydi?
Bezos, geniş bir kesimi yansıtmaya çalışan —her zaman başarılı olmasa da— bir markadan ziyade, fikir içeriği için kasıtlı olarak dar bir şerit seçmiş. Bu dar görüntünün tüm şirketin görüntüsü haline gelmesi muhtemel.
Daha kötüsü, Bezos’un personel e-postasında “bu bakış açılarının günümüz fikir ve haber görüşü pazarında yeterince hizmet almadığı” iddiasına rağmen, oldukça kalabalık bir şerit. The Wall Street Journal, Bloomberg ve The Economist’in dahil olduğu piyasada, güç yanlısı bir editoryal çizgi etrafında örgütlenmiş çok sayıda yayın organı var.
Duyurudan sonraki toplantılarda, çalışanlar Bezos’un duyurusunun gerçek hayatta ne anlama geleceğine dair çok az ayrıntı öğrenebildi. Gazetedeki önceki kargaşanın ardından gelen duygusal toplantıların aksine, Shipley ile yapılan bir saatlik toplantının gündeminde birçok soru vardı ancak cevap alınamadı. Belki de şaşırtıcı olmayan bir şekilde, Shipley’nin kendisi cuma resmen işten çıkarılacak. Peki hoşlanılmayan ideolojilere veya çıkarlara sahip fikir yazarları işten çıkarılacak mıydı? Görünüşe göre ayrıntılar, bölümü denetlemek için gerçek bir editör işe alana kadar beklemek zorunda kalacak.
PEKİ BEZOS NE DİYOR?
“Bir zamanlar, özellikle de yerel bir tekel olan bir gazete, her sabah okuyucunun kapısına tüm görüşleri kapsamayı amaçlayan geniş tabanlı bir görüş bölümü getirmeyi bir hizmet olarak görebilirdi,” diye yazdı Bezos. “Bugün, internet bu işi yapıyor.”
Öyle mi? Bana öyle geliyor ki, GÖRÜŞ BÖLÜMLERİ sizin katılmadığınız herkesin karikatürlerinden oluşan bir eğlence evi sağlıyor.
“Ben Amerika’lıyım ve Amerika içinim ve bundan gurur duyuyorum,” diye ekleyen Bezos sözlerine şöyle devam ediyor:
“Ülkemiz kendiliğinden buraya gelmedi. Ve Amerika’nın başarısının büyük bir kısmı ekonomik alanda ve her yerde özgürlük olmuştur. Özgürlük etiktir – zorlamayı en aza indirir – ve pratiktir; yaratıcılığı, buluşu ve refahı teşvik eder.”
Gecenin geç saatlerinde yurt odasında kulağa hoş geliyor. Peki, söz konusu özgürlük, diyelim ki, bir Amazon deposunda sendika kurma özgürlüğünü içeriyor mu? Ya da tekelci bir e-ticaret devinin sizi batıracağından endişe etmeden bir işletmeyi yönetmek? Şimdi düşününce, bunlar bir yerlerde çoğulcu bir fikir yazısı sayfasında enerjik bir tartışma için harika konular gibi geliyor.
Oyunun adı Post’u büyütmekse, kuruluşu bu tür bir fermanla sarmak yanlış görünüyor. Elbette, oyunun adı Post’un fikir çalışmalarını Bezos’un diğer şirketlerini kayırmak için kullanmaksa, bu oldukça zekice.
DÜN… BUGÜN…
1980’lerde, Washington’da muhafazakarlar arabalarını “Post’a İnanmıyorum” yazan bir çıkartmayla süslerdi. Bu çıkartmaların bugün iyi bir fiyata satılabileceğinden hiç şüphem yok. Ve bu kez gazete için yazan kişiler sayesinde değil, kurumun sahibi olan kişi sayesinde.
*** Politico – Michael Schaffer