Balat’taki tarihi Fener Evleri’nde yer alan Haliç Sanat galerileri, mekân, hafıza ve kimlik kavramlarını odağına alan üç ayrı sergiyle sanatseverleri farklı anlatılar arasında dolaşmaya davet ediyor. “Taşın Belleği”, “Karanlığın Hafızası” ve “Boş Ev” başlıklı sergiler, gördükleri yoğun ilgi üzerine 22 Mart 2026 tarihine kadar uzatıldı.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin kültürel mirası koruma yaklaşımıyla restore edilerek kültür-sanat mekânına dönüştürülen Fener Evleri, geçmişle bugünü aynı rota üzerinde buluşturan çok katmanlı bir sergi deneyimi sunuyor.
Birbirine yakın konumlanan Haliç Sanat 1, Haliç Sanat 2 ve Haliç Sanat 3 galerileri; üç farklı sanatçının üretimleri aracılığıyla belleğin farklı yüzlerine odaklanıyor. Sergiler, izleyiciyi yalnızca görsel bir karşılaşmaya değil; mekânla kurulan kişisel ilişkileri, hafızanın kırılganlığını ve kimlik algısının dönüşümünü yeniden düşünmeye çağırıyor.
Tansu Kırcı – “Taşın Belleği”: Mekân ve Travmanın İzleri
Sanatçı Tansu Kırcı’nın ilk kişisel sergisi “Taşın Belleği”, mekân, bellek ve kimlik arasındaki gerilimli ilişkiyi merkezine alıyor. Kırcı’nın taşla kurduğu bağ, çocukluk döneminde tanık olduğu 17 Ağustos 1999 depreminin bıraktığı izlerle şekilleniyor.
Merdiven, kapı ve koridor gibi geçiş formları eserlerde sıkça karşımıza çıkarken, bu öğeler bireyin kendini tanıma sürecinin metaforlarına dönüşüyor. Sanatçı, taşı yalnızca biçim verilen bir malzeme olarak değil; coğrafyanın hafızasını taşıyan bir tanık olarak ele alıyor.
Taşın damarları, kırıkları ve direnç noktaları üretimin yönünü belirleyen unsurlar hâline gelirken; insan müdahalesi ile doğanın sınırları arasında kurulan diyalog görünür oluyor. Kadim uygarlıklardan miras kalan kültürel birikim ile günümüz kent yaşamının yarattığı kimlik kaybı arasındaki gerilim, serginin temel eksenini oluşturuyor.
Özge Kahraman – “Karanlığın Hafızası”: Yeraltının Sessiz Katmanları
Özge Kahraman’ın “Karanlığın Hafızası” başlıklı sergisi, mağara metaforu üzerinden zaman, bilinçaltı ve hafıza arasındaki ilişkiyi araştırıyor. On iki yıllık mağaracılık deneyiminden beslenen sanatçı, mağaraya inişi yalnızca fiziksel değil, zihinsel bir keşif olarak ele alıyor.
Mağara, Kahraman’ın pratiğinde doğal bir oluşumun ötesinde; insan zihninin görünmeyen katmanlarını açığa çıkaran bir bellek mekânına dönüşüyor.

Çizim, 3D modelleme, LiDAR taramaları, haritalama, video ve fotoğraf gibi farklı araçları bir araya getiren sanatçı, teknolojiyi bir gösteri unsuru olarak değil; hafızanın maddesel izlerini okuma yöntemi olarak kullanıyor. Nokta formu, eserlerde hem taşın hem bilincin hem de geçmişin mikroskobik temsilcisine dönüşüyor. Mağaranın karanlığında beliren yüzeyler, zihinsel katmanların yansımaları olarak izleyiciyle buluşuyor.
Mine Kemertaş – “Boş Ev”: Aidiyet, Yokluk ve İçsel Mekân
Mine Kemertaş’ın “Boş Ev” sergisi, ev kavramını fiziksel sınırlarının ötesine taşıyarak bireysel ve kolektif belleğin kesişiminde yeniden ele alıyor. Sanatçı için ev, yalnızca bir barınma alanı değil; sığınılan, terk edilen ve yeniden kurulan psikolojik bir mekân.
Yerleştirme, heykel, resim ve fotoğraf gibi farklı disiplinleri bir araya getiren üretim anlayışı; izleyiciyi aidiyet duygusu ile yabancılaşma arasında salınan bir varoluş üzerine düşünmeye yönlendiriyor.

Kemertaş’ın yeniden kurguladığı mekânlar bazen kişisel hatıralara ait odaları, bazen de kolektif deneyimlerin izlerini taşıyan ortak alanları görünür kılıyor. Sergi, içsel güvenlik arayışı ile dışsal belirsizlik arasında kurulan kırılgan dengeyi sorgulayan güçlü bir anlatı sunuyor.
Balat’ta Çağdaş Sanatla Bellek Rotası
Haliç Sanat 1, 2 ve 3 galerilerinde eş zamanlı olarak izlenebilen bu üç sergi; farklı disiplinler ve anlatı biçimleri arasında dolaşma imkânı tanıyor. Tarihsel dokuyla çağdaş sanat üretimini bir araya getiren sergiler, Balat’ta belleğin farklı katmanlarını keşfetmeye açık özgün bir kültür rotası oluşturuyor.
📍 Ziyaret Bilgileri:
Sergiler, 22 Mart 2026 tarihine kadar pazartesi hariç her gün 10.00 – 17.00 saatleri arasında ücretsiz olarak ziyaret edilebilir.

