Halı Altına Bakmak: VarYok Programının İkinci Bölümü YUNT’ta Görünmeyeni Tartışmaya Açıyor.
Bazı sergiler izleyiciyi doğrudan görünene değil, gözden kaçana bakmaya davet eder. YUNT’ta gerçekleşen VarYok Programı’nın ikinci bölümü “VarYok: Halı Altı”, üç bölüm halinde bir yıla yayılan yapının ortasında yer alarak tam da bu alanı araştırıyor. Merve Elveren ve Meriç Öner’in küratörlüğünü üstlendiği sergi, kamusallık, aidiyet ve hafıza kavramlarını sabit tanımlar yerine değişken ilişkiler ağı içinde ele alıyor.

Programın bu durağı, farklı yöntemlerle çalışan sanatçıların uzun soluklu araştırmalarını bir araya getirirken geçmiş ile bugünün birbirine nasıl karıştığını görünür kılıyor. Metehan Özcan’ın fotografik imgeleri ve kolajları, kent içindeki kırsal, endüstriyel ve evsel mekan unsurlarını yan yana getirerek tanıdık olanın hafifçe yerinden kaydığı sahneler kuruyor. 2017’den bu yana sürdürdüğü Kahramanlar serisi, İzmir’deki Kahramanlar Köprüsü’nün metal ayaklarında biriken nesnelere odaklanıyor; kent manzarasının dışında kalan bu parçalar, artık kimseye ait olmayan ama kolektif hafızaya tutunan bir arşiv gibi okunuyor. Rehberde Meslekler (2019) ve Çevrimiçi İş İlanları (2026) ise sanatçının performatif yaklaşımını daha spekülatif bir zemine taşıyarak mahremiyet, emek ve dijital kamusallık arasındaki geçirgenliği sorguluyor.

Mona Mahall ve Aslı Serbest’in yenieski avrupa (2026) projesi, Avrupa fikrini sabit bir coğrafya olarak değil, sürekli yeniden kurulan bir tahayyül alanı olarak ele alıyor. Metin temelli araştırmalarını tarih öncesi kil modeller ve figürinler üzerinden geliştiren sanatçılar, Neolitik dönemin kolektif yaşam biçimlerine bakarak daha kapsayıcı toplumsallık ihtimallerini tartışmaya açıyor. Tuna Vadisi’nden Anadolu’ya uzanan yerleşimlerde bulunan arkeolojik kalıntılar, “Eski Avrupa” fikrini nostaljik bir geçmiş anlatısından çok, eşitlikçi ve heterarşik bir yaşam tahayyülüne dair düşünsel bir araç olarak yeniden düşünmeye davet ediyor.
YUNT’un kamusallık üzerine süregelen araştırmasının ikinci halkası olan “VarYok: Halı Altı”, özel ve kamusal alan arasındaki sınırların giderek bulanıklaştığı bir dönemde farklı zaman katmanlarını üst üste getiriyor. Serginin küratör metni bu kırılgan eşiği şöyle tarif ediyor.

“Zaman algısının karıştığı, sınırların geri dönülmez şekilde bulanıklaştığı, aidiyet hissinin buharlaştığı o ilk anı tespit etmek imkânsız. Varsa bile, bir zihinde bir biçimde, diğerinde bambaşka kaydedilmiş durumda. Belki bu, üst üste yığılan anların yarattığı bir kırılmaydı. Belki de aslında hiç yaşanmadı. Bugün ise tüm belirsizliklerin kesiştiği bir zamana işaret ediyor. Çünkü geleceğe dair beklentilerin mevcut kaygılarla çatıştığı, geçmiş hayallerin ise maya tutmadığı apaçık. Hemfikir toplulukların dünyaları birbirine zıt; tekil pozisyonların sesi cılız; fizikselin ötesindeki hayat şiddetli ve gerçekler ise bütünüyle şaibeli.”
Farklı anlatıların yan yana var olmasına alan açan sergi, tek bir cevap aramak yerine soruların çoğalmasına izin veriyor. “VarYok: Halı Altı”, 3 Mayıs 2026 tarihine kadar YUNT’ta izlenebilir.




