Japonya’da düzenlenen erken genel seçimlerde Başbakan Takaiçi Sanae liderliğindeki Liberal Demokrat Partinin (LDP) tarihi bir zafer kazanmasıyla gözler Takaiçi’nin vadettiği mali genişleme beklentilerine çevrilirken bu genişlemelerin beklendiği kadar agresif olup olmayacağı konusu ülke ekonomisinin odağında yer alıyor.
Devlet televizyonu NHK’nin paylaştığı sonuçlara göre, LDP parlamentonun alt kanadı olan Temsilciler Meclisindeki 465 sandalyeden 316’sını kazanarak büyük bir başarıya imza attı.
Seçim öncesi 198 olan sandalye sayısını ciddi oranda artıran iktidar partisi, böylece “nitelikli çoğunluk” olarak kabul edilen 310 sandalye eşiğini de aşmış oldu. LDP, bu sonuçla İkinci Dünya Savaşı sonrası dönemde Japonya meclisinde bu oranda bir temsil gücüne ulaşan ilk siyasi parti ünvanını elde etti.
Piyasalardaki sert yükselişlerde, 2022’de suikasta uğrayan eski Başbakan Abe Şinzo’nun ekonomi ekolünü temsil eden Takaiçi’nin büyüme odaklı mali genişleme politikalarını savunması etkili oldu.
Yeni dönemde kamu harcamalarının ve mali teşviklerin artacağına yönelik beklentiler Nikkei 225 endeksini rekor seviyeye taşırken söz konusu genişlemeci adımların nasıl finanse edileceğine ilişkin soru işaretleri tahvil piyasalarında satış baskısına yol açtı.
Bu gelişmelerle Japonya’da 10 yıllık tahvil faizi 4 baz puan artışla yüzde 2,27 seviyelerine tırmandı. Ekonomi çevreleri, Takaiçi’nin mali genişleme hamlelerinin enflasyonist baskıyı artırabileceğini ve bu durumun Japonya Merkez Bankasını (BoJ) faiz artırım sürecinde daha aktif bir tutum sergilemeye itebileceğini değerlendiriyor.
Rabobank Kıdemli FX Stratejisti Jane Foley, Başbakan Takaiçi’nin alt mecliste sağladığı süper çoğunluğun kendisine ekonomi politikalarını uygulama konusunda güçlü bir zemin hazırladığını belirtti.
Foley, “Takaiçi’nin mali konularda hoşgörülü bir tutum sergilediği göz önüne alındığında, seçim sonuçlarının mali harcamalarda bir artışa yol açacağı çıkarılabilir. Ancak gerçekte durum çok daha karmaşık olabilir.”
Piyasaların bir süredir Takaiçi’nin harcama planları ve Japonya Merkez Bankası üzerindeki faiz baskısı nedeniyle “Takaiçi ticareti” olarak adlandırılan riskli bir pozisyonlanma içinde olduğunu hatırlatan Foley, şu ifadeleri kullandı:
“Beklentiler Japonya’daki tahvil yatırımcıları için tedirgin edici oldu. BoJ’un bilançosunu ele alma kararının üzerine, Takaiçi’nin mali açıdan ihtiyatlı olmayabileceğine dair piyasanın korkusu da eklendi ama Başbakan bu konuda bazı güvenceler verdi. Kabine, 2025 yılının sonunda sona erecek olan bir sonraki mali yıl için bütçeyi onayladı. Büyüme ortamından kaynaklanan daha güçlü vergi gelirleri projeksiyonları nedeniyle, Japon devlet tahvili (JGB) ihracının mütevazı bir şekilde artacağı tahmin ediliyor. LDP’de hala Takaiçi’nin selefi Ishiba da dahil olmak üzere, mali konularda şahin görüşlü kişiler yönetimde ve bu kişiler hala etkili olmaya devam ediyor.”
Japonya’nın devasa iç tasarruf birikiminin tahvil piyasasını ve yende oluşabilecek krizleri koruyacak bir kalkan olduğunu vurgulayan Foley, Nikkei 225 endeksindeki yükselişin de yerli ve yabancı yatırımcı ilgisiyle desteklendiğini kaydetti.
Döviz piyasalarındaki müdahale riskine de dikkati çeken Foley, siyasi belirsizliğin ortadan kalkmasıyla Maliye Bakanlığının aşırı oynaklığa karşı daha cesur adımlar atabileceğini belirtti.
SENATODA ÇOĞUNLUK SAĞLANAMADI
Capital Economics Asya Pasifik Başkanı Marcel Thieliant, Japonya Başbakan Takaiçi Sanae’nin LDP’nin küçük koalisyon ortağı Nippon Ishin’in (JIP) sandalyeleri hesaba katıldığında bile Senato’da çoğunluğu sağlayamadığını belirterek, “Senato’nun üst kanadı ani seçimler için feshedilemeyecek ve bir sonraki olağan seçim 2028’e kadar yapılmayacak” dedi.
Thieliant, “Takaiçi, kasım ayında büyük bir ek bütçeyi onayladı ve sadece iki ay sonra, muhtemelen gelecek yılın başından itibaren iki yıl süreyle gıda ürünlerine uygulanan satış vergisini askıya alacağını vadetti.” diye konuştu.
Bu hızlı mali genişlemenin ocak ayı ortasında Japon devlet tahvillerinde satış baskısına neden olduğunu dile getiren Thieliant, ülkede 10 yıllık tahvil faizinin zirvenin altında kalmaya devam ettiğini ve bu durumun hükümetin Ekonomi ve Maliye Politikası Konseyi’nin en reflasyonist üyeleri arasında bile bir iç değerlendirmeyi tetiklemiş göründüğünü söyledi.
Thieliant, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Takaiçi Sanae, başbakan olmadan Japonya Merkez Bankasının faiz artışlarını ‘saçma’ olarak nitelendirmişti. Ancak kısa sürede, para politikası konularını BoJ’a bırakma şeklindeki uzun süredir devam eden uygulamayı benimsedi. Daha güçlü bir seçim yetkisi, bu yaklaşımda herhangi bir değişiklik yaratmayacaktır. Bununla birlikte, Takaiçi, muhtemelen BoJ’un yapısını daha güvercin bir yönde şekillendirmeye çalışacaktır.”
Gıda ürünlerine uygulanan satış vergisinin askıya alınmasının olası sonuçlarına değinen Thieliant, bunun ülkenin GSYH’sinin yüzde 0,8’i kadar gelir kaybına yol açabileceğini ayrıca enflasyonu yaklaşık 2 puan düşüreceği için, manşet enflasyonun negatif hale gelmesine neden olabileceğini dile getirdi.

