Bazen insan aynaya bakar ama kendini göremez. Gördüğü; yorgunluk, eksikler, ertelenmiş hayaller ve başkalarının yüklediği anlamlardır. Oysa aynadaki yüz, yaşanmışlığın, sabrın ve yeniden başlayabilme gücünün en sessiz hikâyesini taşır.
Güzellik bize yıllarca yanlış anlatıldı. Kusursuz cilt, simetrik yüz, ideal ölçüler… Oysa gerçek güzellik, insanın kendine şefkatle bakabildiği anda doğar. Kendini yargılamadan, eksiklerini düşman değil yol arkadaşı görebildiğinde… Çünkü insan önce içindeki sesi iyileştirir, sonra yüzü aydınlanır.
Güzellik koçluğu, bir dönüşüm yolculuğudur. Bu yolculukta insanlar makyaj yapmayı değil, kendilerini affetmeyi öğrenir. Kusurlarını saklamayı değil, kendileriyle barışmayı… Ve bir gün aynaya baktıklarında şunu fark ederler: Değişen yüzleri değil, bakışlarıdır.
Çünkü özgüven sessizdir ama güçlüdür. Işıltı sürülmez, hissedilir. Ve insan kendini sevmeye başladığında, dünya onu zaten güzel görmeye başlar.
Belki de mesele daha güzel görünmek değildir. Belki mesele, aynaya baktığında ilk kez kendine, “Ben buradayım ve yeterliyim” diyebilmektir.
Nihan Ünsal
Konuk Yazar

