Güzellik sektörü dışarıdan bakıldığında pürüzsüz ciltler, kusursuz kaşlar ve “mucize” vaatlerle dolu bir dünya gibi görünür. Oysa işin mutfağına girildiğinde bambaşka bir tablo çıkar karşımıza. Çünkü güzellik; yalnızca uygulamalardan ibaret değildir, ciddi bir bilgi, etik ve sorumluluk alanıdır.
Son yıllarda sektördeki en büyük sorunlardan biri, bilginin değil popülerliğin ön plana çıkmasıdır. Sosyal medyada birkaç video izleyen, kısa süreli eğitimlerle, “uzman” unvanı alan kişiler hızla çoğaldı. Bu durum yalnızca sektörü değil, doğrudan insan sağlığını da riske atıyor. Çünkü cilt, deneme tahtası değildir.
Bir diğer önemli mesele ise herkese aynı işlemin uygulanmasıdır. Oysa her cilt; yaşı, yapısı, geçmiş uygulamaları ve ihtiyaçlarıyla özeldir. Ezberlenen protokoller kısa vadede memnuniyet yaratabilir; ancak uzun vadede telafisi zor sorunlara yol açabilir. Bu nedenle gerçek uzmanlık, uygulamadan önce doğru analiz ve doğru yönlendirme yapabilmektir.
Güzellik sektörü aynı zamanda güçlü bir güven ilişkisidir. Danışan, yalnızca cildini değil; kendine dair hassasiyetlerini de uzmana emanet eder. Bu noktada etik duruş çok önemlidir. Her işlem yapılmak zorunda değildir; bazen en doğru yaklaşım, “şu an uygun değil” diyebilmektir.
Sektörün geleceği; daha fazla cihazda ya da daha pahalı ürünlerde değil, bilgili, bilinçli ve kendini sürekli geliştiren profesyonellerde saklıdır. Eğitime yatırım yapanlar, sınırlarını bilenler ve danışanı merkeze alanlar kalıcı olacaktır. Diğerleri ise geçici bir trend olarak kaybolup gidecektir.
Güzellik bir sonuç değil, doğru süreçlerin doğal bir yansımasıdır. Ve bu gerçeği unutmayanlar, sektörde gerçekten iz bırakır.
Nihan Ünsal
Konuk Yazar
Güzellik Koçu · Eğitmen

